'Çerçeve doğru, işlem yanlış!'

'Çerçeve doğru, işlem yanlış!'

23 Nisan 2017 Pazar 16:27

Türkiye’de işleyişinin yanlış olduğunu vurgulayan Dr. Kamil Uğurlu, kentsel dönüşüm yapılırken şehirlerin kimliklerinin korunması gerektiğinin altını çizdi.


“Kentsel Dönüşüm” projesinin iyi niyetli bir çalışma olduğunu ancak Türkiye’de işleyişinin yanlış olduğunu vurgulayan Dr. Kamil Uğurlu, kentsel dönüşüm yapılırken şehirlerin kimliklerinin korunması gerektiğinin altını çizdi. Uğurlu, "Kentsel dönüşüm çerçevesi doğru, işlemesi yanlış" dedi 

Türkiye özellikle son yıllarda hızlı bir şekilse kentleşmeye gitti. Hükümet bu kapsamda “Kentsel dönüşüm” çalışmaları başlattı, yeni düzenlemelere imza attı. Buna bağlı olarak şehirlerdeki dönüşüm çalışmaları da artırıldı. Yeni imar çalışmaları hazırlandı, imar tadilatları gerçekleştirildi. Bir çok belediye, “Kentsel dönüşüm” çerçevesinde yeni konutlar inşa etti. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) eliyle bir çok il ve ilçede konutlaşmaya katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yürütüldü, yürütülmeye devam ediyor. Ancak zaman zaman “Kentsel dönüşüm” hadisesi tartışmaları da beraberinde getirdi. Kentsel dönüşümün, “Yıkıp yeniden yapmak” olarak algılandığı Türkiye’de, iyi niyetli bir çalışma olarak ortaya konan hadisenin, aslında “Yıkıp yeniden yapmak” olarak basit bir şekilde algılanmaması gerektiği kimi uzmanlar tarafından belirtildi. 

ŞEHİRLERİN KİMLİKLERİ KORUNUYOR MU?

Kentsel dönüşüm çalışmaları yapılırken, şehirlerin dokusunun da göz önüne alınarak bu çalışmaların yürütülmesi gerektiği yine uzmanlarca belirtiliyor. Çünkü her şehrin, tarihten, sosyal ve ekonomik dokudan, şehrin barındırdığı vatandaşların yaşayış tarzından, şehrin coğrafi şartlarından etkilenmesi söz konusu. Bu da şehirlere has özellikler yani kimlikler kazandırıyor. Bu anlamda “Kentsel dönüşüm” çalışmaları yapılırken, her şehrin kimliğine ve dokusuna uygun olarak bu çalışmaların uygulanması gerektiği belirtiliyor. Bu nedenle, şehirlerde uygulanan “Kentsel dönüşüm” ve yeni imar çalışmaları uygulanırken, “şehirlerin kimlikleri korunuyor mu?” sorusu da akıllara geliyor. Bu soruyu ve Türkiye’de uygulanmaya çalışılan “Kentsel dönüşüm” politikasının işleyişinin, ilerleyişinin ve uygulanmasının detaylarını Türkiye’nin toplu konut hamlelerinde önemli bir payı olan, kültür, sanat, siyaset ve bilim adamı, Mimar Dr. Kamil Uğurlu anlattı. 

‘KENTSEL DÖNÜŞÜM’ÜN İŞLEMESİ YANLIŞ’

Dr. Kamil Uğurlu, Konya İl İmar Müdürlüğü ve Belediye İmar Müdürlüğü yapan,bir çok yurt dışı proje ve imar çalışmalarına imza atan,TOKİ Başkanlığı ve Başbakanlık Müşavirliği görevlerinde bulunan, Karaman Belediye Başkanlığı görevi de yürüten bir isim olarak, tüm bu tecrübeleri ve kentsel yapılaşma, imar alanlarında yaptığı çalışmalar ışığında, Türkiye’deki “Kentsel dönüşüm” çalışmalarını değerlendirdi. “Kentsel Dönüşüm”ün, yanlış giden imar politikasını önlemek için önemli bir fırsat olduğunu belirten Dr. Kamil Uğurlu, ancak buna rağmen Kentsel Dönüşüm’ün uygun olmayan bir tarzla, yanlış yürütüldüğünü söyledi. Türkiye’deki “Kentsel Dönüşüm” atağının iyi niyetli hazırlanmış bir proje olduğunu ancak, projenin anlatılması ve takibi noktasındaki eksiklikler nedeniyle, hayal kırıklığı oluşturan bir şekilde uygulandığına dikkat çeken Uğurlu, Kentsel Dönüşüm’ün işleyişinin nasıl olması gerektiğini ortaya koydu. Uğurlu, “Hem ev sahibi hem bunu uygulayacak olan müteahhit hem denetleyecek olan belediye, aynı yerden pay derdine düşerlerse bu iş olmaz. Bir takım müteahhitler bir takım zor durumda olan yerlerden yıkık binalar topluyorlar, bir takım vaatlerde bulunuyorlar, vatandaşlar hayal kırıklığına uğruyor. Böyle değil. Kentsel dönüşüm çerçevesi doğru, işlemesi yanlış. Eski teşekkül etmiş olan yerleri, hatasıyla sevabıyla bırakacaksınız, oralara fazla yoğunluk vermeyeceksiniz ve oraları iyileştirerek muhafaza edeceksiniz. Kentsel dönüşümü yeni alanda, yeni altyapıyla, yeni parametrelerde yeni yer altı inşası kesitleri ile yeniden yapacaksınız. Doğrusu budur. Avrupa’da böyle uygulanıyor. Eski teşekkül etmiş yerlerde çivi çakılmıyor. Yeni planlanana yerler var, alt yapısı hazır sizi bekleyen yerler var. Otorite tarafından bu yerler gösteriliyor ve yapılar yükseliyor. Ama eski teşekkül etmiş şehir içinde en küçük bir imalat yaparken, otorite “Benim iznimi alacaksınız” diyor. Bu hem tarihi dokuyu korumak anlamında hem de düzgün yapılaşma anlamında isteniyor” ifadelerini kullandı. 

‘CİDDİ OTORİTE İLE BU MESELE GÖTÜRÜLÜR’

Uğurlu, Kentsel Dönüşüm gerçekleştirilirken, tavizsiz bir şekilde aslına uygun yürütülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de bu sistemin oldukça zor işleyeceğine dikkat çeken Uğurlu, kendisinin belediye başkanlığı yaptığı dönemden örnekler verdi. Başkanlığı döneminde tavizsiz bir imar planı uygulamaya çalıştığını ancak çeşitli baskılara maruz kaldığını ifade eden Uğur, şöyle devam etti, “Ciddi baskılar teşekkül ediyor ki; ilk önce en yakınınızdan baskılar gelmeye başlıyor, arkasından ikinci çember baskılar gelmeye başlıyor, arkasından üçüncü çember baskılar gelmeye başlıyor dolayısı ile Türkiye’de bunun uygulanması son derece zor. Ancak Batı’daki uygulamaya benzer, çok ciddi, taviz vermeyen bir otorite olursa, bu meseleyi götürebilirsiniz. Bunun örneği Konya’da yaşandı. Konya Kuzey Yarım Kürede gecekondusu olmayan ve metropol kurulumunda olan tek yer. Sebebi şu; Ahmet Hilmi Nalçacı gibi bir adam. Eyvallahı olmayan bir adam. Onun imar heyeti içinde yer aldım. Asla tavizkar davranmadı. Benim yanımda cereyan eden bir takım hadiselere şahidim. Siyasiler geliyorlardı, hayır diyordu. Ahmet Hilmi Nalçacı sevilmiyordu. Böyle bir ciddi tutum gerekli şimdiki durumu götürebilmek için. Nalçacı’dan sonra Konya’da bir süre bu hadise Nalçacı’nın paralelinde devam etti. Fakat daha sonra mesele sulandırıldı, yozlaştırıldı. Bütün bunlara rağmen o rahmetlinin koyduğu o prensipler sebebiyle, onun zamanındaki ürpertisiyle, Konya’da imar diğer şehirlere nazaran daha iyi.”

‘ŞEHİRLERİN KİMLİKLERİ KORUNMALI’

Dr. Kamil Uğurlu, kentsel dönüşüm yaparken, dikkat edilmesi gereken önemli bir hususu da anlattı. Şehirlerin bir hafızası ve kimliklerinin olduğunu, kentsel dönüşüm yaparken bu kimliklerin muhafaza edilmesi gerektiğini belirten Uğurlu, bu konuda da yanlış yapılan uygulamaların olduğunu söyledi. Uğurlu,  “Biz şehirleri, yaşayan organizmalar olarak kabul ederiz. Şehirlerin bir hafızası olduğundan söz ederiz. Şehirlerin bu hafızaları aynı zamanda o şehirlerin kimliklerini teşkil eder. Ankara farklı bir karakterdedir, Konya ayrı bir karakterdir. Bunların muhafaza edilmesi lazım. Eski dokuyu günahı ile sevabı ile iyileştirerek aynı şekilde muhafaza etmek zorundasınız. Şehrin hafızasını devam ettirebilmek için. Onun dışında elbette 1800’lerde, 1900’lerde yapılan binaların o zamanki tertip edilmiş olan mimari kompozisyonların, bu devirde de aynen yapılmış olması onun devam ettirilmesi anlamına gelmez. Şehirlerin hafızası bu değildir. Yeni bir takım yerlerde ve mutlaka planlamasının düşünülerek ve çağın gereklerine uygun olacak yapılması ve bu planlamaya göre altyapısının devlet tarafından yapılması. Altyapılı arsa olarak ihtiyaç sahibine sunulması. Kentsel dönüşüm bu. Şehirsel hafızayı muhafaza edeceksiniz. Yeni alanları bulacaksınız ve yeni parametrelerle yeni uygulamalar yapacaksınız” diye konuştu. 

DİKEY YAPILAŞMAYA DİKKAT ÇEKTİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şehirleşmeyle ilgili Ocak ayında, dikey yapılaşmaya dikkat çekmiş, şehirlerin betonlaştırılmaması gerektiğini ve mümkün mertebe çok katlı binalar yapılmaması gerektiğini söylemişti. Erdoğan bu fikrini, “İnsanların şehirler üzerinde hakkı varsa şehirlerin de insanlar üzerinde hakkı var. Ben dikey değil yatay mimariden yanayım. İnsan toprağa yakın yaşamalıdır” diyerek açıklamıştı. Bu durumu destekleyen Uğurlu, “Apartmanlar beton, insan muhafaza eden kutulardır. Çok katkı iskanların düşük yoğunluğa indirilmesi lazım, bundan böyle yapılacak olanın böyle yapılması lazım” ifadeleri ile değerlendirdi. 

KÜLTÜR ŞURASI’NA ÖNERİLERİNİ SUNDU

Uğurlu, Türkiye’de tespit edilen 10 mimara, Kültür Şurası’na sunulmak üzere çeşitli konular verildiğini, bu kapsamda kendisine de Kentsel Dönüşüm konusunun verildiğini söyledi. Konuya ilişkin büyük bir makale hazırladığını ifade eden Uğurlu, “Konunun tespitini yaptım önce ve arkasından yapılacak meseleleri sıraladım. Olması lazım gelen şeklini açık net olarak ortaya koydum. Siz bize kanaatlerinizi söyleyin, biz bu konuyu ciddiye alacağız ve bundan böyle politikalarımız şuaradan çıkan neticelere göre belirleyeceğiz dediler. Milli politikaya katkımız olsun diye, gecemizi gündüzümüze katıp haftalarca çalıştık” dedi. 

KAMİL UĞURLU 

KİMDİR?

1942 yılında Dülgerlerde (Aladağ) doğdu. Ailesi aynı yıl Karaman’a taşındı, tuzcu Arif Ağa’nın oğludur. İlköğretim ve Orta Okulunun bir kısmını Karaman’da okuduktan sonra Lise’yi Konya’da bitirdi. Daha sonra Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimarlık eğitimi aldı. Türk mimarlık sanatı dalında doktor oldu. Evli ve üç çocuk babasıdır. İyi derecede İngilizce bilmektedir. Konya İl İmar Müdürlüğü ve Belediye İmar Müdürlüğünde; 2 yıl, Karaman Belediyesi İmar Danışmanlığı (Kemal Kaynaş Dönemi); 2 yıl, Karaman, Konya, Ankara ve İstanbul’da yaklaşık 1500 konutun projelendirilmesi ve yapılması, yurtdışında bir çok projenin yürütülmesinde yer almış, Konya Selçuk Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi  olarak; 10 yıl,  Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı(TOKİ); 2,5 yıl, Başbakanlık Müşavirliği; 3 yıl, Karaman Belediye  Başkanlığı görevi yürütmüştür. Bir çok bilimsel çalışması bulunan Uğurlu’nun çok sayıda basılmış kitabı da mevcuttur. Ayrıca uğurlu aktif olarak çeşitli kurum ve kuruluşlarında üyesi olarak sivil toplum adına çalışmalar yürütmektedir. 

ABDULLAH AKİF SOLAK

 


393 defa okundu...
Gazeteler
Gazeteler
Düğün Fotoğrafçısı