Türkiye’deki inşaat sektörünün 2004 ile 2007 yılları arasında Cumhuriyet Tarihinin en büyük yükselmesini yaşadığını aktaran Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası Konya Şubesi Başkanı Ali Çınar, “2008 ve 2009 yıllarında dünyada yaşanan ekonomik kriz nedeniyle inşaat sektöründe tekrardan düşüş yaşandı. 2009’da inşaat sektörü son 10 yılın en büyük düşüşünü yaşadı. 2010 yılında ise yeni projelerle tekrardan inşaat sektöründen çok ümitliyiz, sektörün tekrardan büyümesini istiyoruz. İnşaat sektörü ülke ekonomisinin lokomotifidir. Ekonomi ile inşaat sektörü paralel bir şekil ilerlerler birinin etkilenmesi diğerini kesin etkiliyor. Türkiye ülke ekonomisinin gelişmesini, büyümesini istiyorsa özel sektörün özellikle inşaat sektörün önünü açması gerekir” diyor. Türkiye’deki en genç inşaat mühendisleri odası başkanı olan Ali Çınar, sektörün sorunlarını ve geleceğini anlattı. İnşaat sektörünün birçok sektöre gelir kapısı sağladığına dikkat çeken Çınar, şunları kaydetti: “Özellikle inşaat sektörü çünkü inşaat sektörü sadece inşaatla uğraşan sektörü değil birçok yan sektörlerin iş yapmasını sağlıyor. TOKİ’nin inşaat sektörünün gelişmesini baltalamakta. TOKİ sadece konut yapmalı, özel konutlar yapmamalıdır. Yaparsa inşaat sektörü gelişemez, özel çalışan inşaat sektörünün TOKİ ile rekabet etmesi imkânsızdır.”
***Konya’da inşaat sektörünü nasıl görüyorsunuz? Konya inşaat sektöründe Türkiye’nin neresinde?
Konya inşaat sektörü potansiyeli çok fazla olan illerden birisidir. Sektörde sadece bu güne bakarak değerlendirme yapılması doğru olmaz geçmişi düşünerek bugün hangi noktadayız böyle bir değerlendirme daha iyi olur. 1999 Marmara Depremi olduktan sonra sektör olarak çok zor dönemler geçirdik bu sıkıntılı günler 2003 yılına kadar devam etti. 2003 yılında ekonomik ve siyaset alanında bir istikrar döneminin başlaması inşaat sektörü tekrardan büyümeye başladı. 2004 ile 2007 yılları arasında Türkiye doğal olarak da Konya inşaat sektörü Cumhuriyet Tarihinin en büyük yükselmesini yaşadı. 2007 yılındaki siyasi sarsıntıları, Cumhurbaşkanlığı seçimi sıkıntısı dönemi, sektörü tekrardan bir durgunluğa sevk etti. Yatırımcıları beklemeye aldı. 2008’de yaşanan ekonomik krizde eklenince tekrardan sektörde tekrardan bir çöküş görülmeye başlandı. 2009 yılında ise son 10 yılın en büyük düşüşünü yaşadık inşaat sektöründe. 2010 yılına gelince beklentilerimiz yüksek. Ekonominin inşaat sektörüne çok ihtiyacı. Çünkü inşaat sektörünün canlanması kendisiyle beraber iş yapan diğer sektörlerde çalışacak mesela, yeni yeni evler yapılıyor ev malzemesi satan iş yerleri, bu yerlerde çalışan insanlar iş yapacak. Sektör olarak büyük bir ağa sahip. Konya inşaat sektörünü diğer şehirlerdeki sektörlere göre farklılıkları var öncelikle Konya sanayisi farklı alanlarda çalışmakta. Mesela Denizli tekstil sektöründe öncü bir şehir. Denizli’deki tekstil sektörü durgunluk başlasa, Denizli sanayisinde durgunluk başlar. Bu noktada Konya farklı sektörlerin olması diğer şehirlere nazaran daha avantajlıyız.
***Konya’daki inşaat sektörü Türkiye ekonomisine nasıl etkilemektedir ve dünyadaki inşaat sektörünün neresindedir?
Türkiye inşaat sektöründe Konya iyi bir konumda bulunmakta. Mesela geçen günlerde İstanbul’dan pazarlamacı arkadaşlar geldi. Bu kişiler pazarlamacı oldukları için birçok şehre gidiyorlar. Bu arkadaşlar Konya’ya gelmeden önce Türkiye’nin özellikle Güney Anadolu Bölgesi’nin sanayi ve inşaat sektörü açısından en aktif yeri olan Gazi Antep’e gitmişler. Konya’nın daha hareketli olduğunu söylediler. Ama biz daha büyük bir potansiyel beklemekteyiz. 2010 yılından çok ümitliyiz ancak demir kilo fiyatlarının yükselmesi sektörü tedirgin ediyor. Demir kilo fiyatlarının 800 yeni kuruşlardan 1.30 TL’ye gelmesi bunun daha da zamlanarak yükselme ihtimali inşaat sektörünü düşündürüyor. Türkiye inşaat sektöründe iyi konumdayız ama daha iyi olmak istiyoruz. Dünyadaki sektörle boy ölçüşe bilmemiz için bir kere Türkiye ekonomisinin çok çok büyümesi lazım.
***İnşaat Mühendisi olarak inşaat sektöründe en büyük sorunu nedir?
İnşaat sektörünün en büyük sorunu işi bilmeyen insanların da bu işi yapmaları. 2004 ile 2007 yılları arasında sektörün çok büyümesi, kazançlarının yüksek olması inşaat işini bilmeyen vatandaşlar ve özellikle işadamlarını bu sektöre yönelmesine neden oldu. İnşaat sektörünün en büyük dezavantajı her kesin bu işi biliyor görünmesi. Müteahhitlik Yasasının olmaması bu işi yapmak isteyen insanların çok rahat bir şekilde bu işi yapmasını sağlıyor. Her hangi bir tenkit kriter, diploma aranmıyor az bir parası olan insanlar sektöre yöneliyor. Bizim için en büyük sıkıntı herkesin bu işi yapması işi ehline bırakılmamasıdır.
***İnşaat sektörünün zorlukları nelerdir?
İnşaat sektörünün zorlukları çok. Ekonomiyle yani parayla alakalı zorluklar, kalifiye eleman yetiştirme zorlukları, yatırım belirsizliği zorlukları var. Demir, çimento fiyatlarının inişli çıkışlı grafikler çizmesi sektördeki insanların tedirgin ediyor.
***İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı olduktan sonra şehre neler kazandırdınız?
Ben 2002 yılından beri İnşaat Mühendisleri Odası’nın içindeyim başkan olduktan sonra yaptıklarımızı sadece ben yapmış gibi söylemem arkadaşlarıma vefasızlık olur. şehre özellikle 1999 Marmara Depremi ve Zümrüt Apartmanı facialarından sonra binaların denetimi noktasında yetkili mercilere dileklerde bulunduk. Denetim çalışmalarının daha iyi yapılması ve yeni yapılacak binalara depreme dayanıklı bir şekilde yapılması için kriterlerinin hayata geçirilmesi noktasında. Denetimin sıradan bir şekilde yapılmasının hiçbir sonuç vermeyeceğini dile getirdik. Belediyelerle protokoller yaparak denetim mekanizmasını devreye soktuk. Ve bu noktada denetim konusunda çok iyi bir yerdeyiz. Bizimde yaptığımız binaların daha dayanıklı yapılmasını sağladık.
***Yaşanan ekonomik krizler inşaat sektörünü ne derecede etkiliyor?
İnşaat sektörü ülke ve şehir ekonomisinin lokomotifidir. İnşaat sektörünün büyüyüp veya küçülmesi ekonomiyi de etkiler büyütür veya küçültür. İnşaat sektörünün iyi olması ülkedeki işsizlik sorununu büyük oranda çözmesini sağlayan bir sektördür. Ekonomi ile inşaat sektörü paralel bir şekilde devam eder birinde görülen etki diğerine hemen yansır. Bu nedenle devletin inşaat sektörünün büyümesini sağlamak için önünü açacak çalışmalarda bulunması gerekir. Özel sektörler arasında en büyük pasta payına sahip olan sektör inşaattır. Lokomotifin hızlı ve güvenilir bir şekilde ilerlemesi için inşaat sektörünün iyi işlemesi gerekir.
***Binaların depreme dayanıklılığı konusunda denetimler ne derece, yeni yapılan binalar daysa deprem kriterlerine uygun olarak yapılıyor mu?
Denetim konusunda Konya Türkiye’nin en iyi konumunda olan şehirlerarasında sayıla bilir. Konya’da 2004 Zümrüt Apartmanı’nın çökmesiyle yaşanan facia bu denetimleri daha iyi yapılmasını tetikledi. İnşaat Mühendis Odaları’nın da baskısı nedeniyle binaların deprem denetimi iyi bir şekilde yapılıyor. 2009 Eylül ayında Konya’da yaşanan depremler bu denetimin meyvelerini verdi. Yeni yapılan binalar hususunda ise 1999 Marmara Depremi’nden sonra depreme dayanıklı binaların yapılması kriteri iyileştirilerek yürürlüğe konuldu. Bu tarihten bu yana yapılan binaların kritere uygun olarak yapılmıştır. Tabi yaşanan deprem doğal afet ne kadar sağlam yaparsanız yapın doğal afeti engelleyemezsizin. Teknolojik imkânlar doğrultusunda alınması gereken önlemleri alıyoruz. Özellikle yapımı eski olan toplumsal öneme ve insanların çok bulunduğu hastane, camii ve okullarda denetimler öncelikle iyi bir şekilde yapıldı. Buralarda yaşanacak facialar daha olumsuz boyutlara ulaşabilir her daim insanların çok bulunmasından dolayı. Denetim konusunda biz birebir denetim yapamıyoruz sadece bu konularla ilgili sorumlu mercilere gerekli bildirileri duyura biliyoruz sonuçta biz sivil toplum kuruluşuyuz. Denetleme gibi bir yetkimiz ama yine üstünü vurgu yaparak belirtiyorum denetim konusunda Konya çok iyi bir konumda, yeni yapılan binalarda da alınması gereken önlemler iyi bir şekilde alınarak yeni yeni binalar yapılmaktadır.
***Yaz mevsiminin geliyor olması inşaat sektörünü hareketlilik kazandırır mı?
Tabi ki sektör hareketlenecektir. Kış mevsimi inşaat sektörünü az da olsa durgunluk yaşanmasına neden oluyor. Kış mevsiminde planlan projeler havaların ısınmasıyla devreye sokulmasını sağlar. Yaz mevsiminin gelmesi havaların ısınması sektöre canlılık, hareketlilik kazandıracaktır beklentimiz bu yönde. İnşaat sektörünün 2004 ile 2007 yılları arasındaki büyük yükselişi tekrardan beklenmekte. Dünya piyasasında yaşanan ekonomik krizin de büyük oranda alışması bunun üstüne yaz mevsiminin gelmesi ümit verici düşüncelere giriyoruz.
***Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) inşaat sektörünü ne derecede etkiliyor?
İnşaat sektörü özel sektördür. İnşaat sektörünün ülke ekonomisinin lokomotifi olduğunu söylemiştik. Ekonomi gelişmesi, özel alanların, sektörlerin gelişmesi için bu alanların iş yapması gerekir. Özel sektörün önünün açılmaması ekonomide iyimser bir beklenti olması imkânsız. Toplu Konut İdaresi’ni açıkçası inşaat sektörünü olumsuz etkiliyor. İnşaat sektörünün büyümesini baltalıyor, yavaşlatıyor. Ama devlet ben bu işi yapacağım zor durumda kalan vatandaşları yardımcı olacağım diyorsa diyecek bir şeyimiz yok ama TOKİ’nin yapması gereken, sosyal konut edindirme olmalı. Bunun dışında okul, özel binalar yaparsa inşaat sektörü gelişemez bunun sonucu ülke ekonomisi fazla büyüyemez. Mesela TOKİ okul yapıyor, Galatasaray Futbol Kulübü’nün Stadını yapıyor. Çünkü TOKİ alıcısı konusunda özel sektöre göre daha uygun niye binanın yeri devletin daha az maliyete binayı yapıyor. Özel inşaat sektörünün bu durumda TOKİ ile rekabet etmesi imkânsız o gücü yok. Bu şekilde bir rekabet doğru değil. Ülke ekonominin lokomotifi olan özel sektörü canlandırmak istiyorsa, özel sektöründe en güçlü alanı inşaat sektörünü canlandırmak istiyorsa önünü açması gerekir.
İnşaat Mühendisliği bölümü öğrencilerine yönelik staj imkânı sağlıyor musunuz ve İnşaat Mühendisi olacak öğrencileri nasıl buluyorsunuz?
Tabi staj imkânı oluyor. İnşaat Mühendisliği 2’nci sınıf öğrencilerin okuldan zorunlu olarak büro stajı yapmak zorundalar. Bizde İnşaat Mühendis Odaları olarak elimizden geleni yapıyoruz. Büro stajında öğrencilere, bürolarda neler yapılırı, projeler nasıl yapılır, nelere dikkat etmek gerekir onlarla ilgili gerekli bilgiler öğrencilere kazandırılır. 3’üncü sınıftaysa şantiye stajı olur. Öğrenciler binaya girmeye başlarlar birebir şantiyede işler nasıl oluyor, nelere dikkat edilmesi gerektiği öğrencilere gösterilir. Ama ülkemizin acı bir gerçeği eğitim sistemimizin sıkıntılı olması tam yetenekli öğrencilerin olmasını engelliyor. Öğrenci İnşaat Mühendisliği mesleğini istemeden gelmiş okuyor. Bazı öğrenciler staja bile gelmiyor. Okulu bitirmeleri için zorunlu olan staj defterlerini doldurmak için bizden ricada bulunuyorlar. Böyle öğrencilerde var gerçekten istekli, bu işi hakkıyla yapacak öğrencilerde var. Bir diğer sıkıntı ise inşaat eğitiminin üniversitelerde sadece kitabi, teorik eğitiminin verilmesi bu çok faydalı olmuyor. Okul döneminde çok başarılı olan öğrenci meslekte hiçbir şey yapamıyor. Bu işler şantiyede birebir bulunmasıyla pratik yaparak öğrenilen işler. Mesela ben 11 yıldır çalışıyorum benim bile daha öğrenecek çok şeyim var. Zaman geçtikçe daha tecrübeli oluyorsunuz. Ben bunu istediğim kadar kitap üzerinden okuyayım, pratik, uygulamalı olarak görmediğim zaman ne derece öğretici olur. Bu konularda ülke eğitim sistemi olarak sıkıntılar var bu sadece İnşaat Mühendisliği bölümünde değil tüm eğitim alanlarının ve bölümlerin sıkıntılarıdır.
***Burada staj yapmış inşaat mühendisi öğrenciler inşaat sektörüne neler kazandırırlar, sektörün daha iyi konumlara gelmesini sağlarlar mı?
Burada staj yapmış öğrenciler arasından çok iyi veya iş yapamaz diye bir analiz yapamıyorsunuz. Mesela bizde öğrenciyken okul derslerinde çok başarılı olan arkadaşlar vardı. Öğrencinin kitabi, teorik bilgisi çok fazladır ama bunu pratiğe, somutlaştıramıyorsa o insan sahada yoktur. İnşaat sektöründe hiçbir şey yapamaz sektöre de bir şey kazandıramaz. Mezun olduk okul döneminde başarılı olan arkadaşlar meslek döneminde hiçbir şey yapamadılar. Bu durum okurken anlaşılmıyor. Meslek hayatında neler yapacağı sonucu böyle bir analız yapılabilir. Ama genel olarak Türkiye eğitim sisteminin sıkıntılı olması inşaat mühendisliğini isteyerek gelen öğrenci sayısı az. Okurken de öğrencinin şantiyeye çok indirilmemesi öğrencilerde bıkkınlık veriyor. Bu meslek kişiyle alakalıdır insandan insana değişir.
***İleriye yönelik projeleriniz var mı, hem şahsi hem de İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı olarak?
Benim projelerim İnşaat Mühendisleri Odası Projesidir. Hedefim Konya’da güvenli yapılaşmayı sağlamak. Meslektaşlarımızı meslek için eğitim faaliyetlerinde doruğa ulaştırmak çünkü her yıl teknoloji gelişiyor, değişiyor bu teknolojilerin meslektaşlarımıza hakkıyla verilmesi büyük bir kazanç olacaktır. En önemlisiyse biz mühendisler tek tek büro açarak küçük, belirli sınırları olan projelerde çalışıyoruz. Mesleğe başladığımdan beri amacım, büyük bir proje ofisleri oluşturmak. 10-15 mühendis bir araya gelerek bir ofis açmak bu ofiste mimar olan arkadaşlarda olmalı. İnşaat sektörü büyük bir paya sahip insanın olduğu her yerde inşaat sektörü vardır. Sadece Konya ve Türkiye sınırları içinde kalmadan dünyaya açılmalıyız. Orta Asya’da, Orta Doğuda ve Afrika ülkelerine gitmek gerekir. Mesela Afrikalı ülkeler ve Orta Asya’daki Türk devletleri bizi bekliyorlar. Oralara giden küçük yapılı Türk firmaları ve Türk mühendisleri var onlar anlatıyor. İnsanlar Türkleri çok seviyor işlerini Türklere yaptırmak istiyorlar diyor. Bizim mühendislerimiz Türkiye ile sınırlı kalmış buralarda belirli pasta payından kendine pay çıkarmaya çalışıyor. Bu şekilde büyüme çok olmaz. Mühendislerimiz sıkıntıları var yabancı dil sorunumuz var. Sudan’a gitmiştim orda Türk ve inşaat mühendisi olduğumu öğrenince insanlar hemen sevecen bir şekilde bizlere davranarak işlerini bize yaptırmak istiyorlar ama sıkıntı şurada adam İngilizce biliyor musun? Biz yok diyoruz. Arapça biliyor musun? Ona da yok biz burada kaybediyoruz. İnsanlar bizi atalarımızdan dolayı seviyor bizlere güveniyorlar yapacağımız işi sağlam bir şekilde yapacağımızdan dolayı bizlere güveniyorlar. Ama bizim yabancı dil sorunumuz olduğu için yapmamız gereken işleri yapamıyoruz. İnşaat mühendisleri ve diğer alanlar yabancı dil problemini çözmemiz gerekir.
***Ali Çınar kimdir?
Konyalıyım, Konya’da büyüyüp okudum. Konya İmam Hatip Lisesi’nde okudum. 2000 yılında Selçuk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldum. 2002 yılında Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Konya Şubesi Yönetim Kuruluna yedek yönetim olarak girdim. 2004 yılında Ramazan Özkaya Başkanlığında TMMOB Konya Şubesi Yönetim Kulu Üyeliğine seçildim. 2008 Uğur İbrahim Altay Başkanlığı döneminde sekreter üye olarak görev yaptım. 2009 yerel seçimlerinde Uğur İbrahim Altay Selçuklu Belediyesi Başkan adayı olmasından dolayı, boş kalan başkanlığa yönetim kurulu üyelerinin teveccühleriyle TMMOB Konya Şubesi Başkanlığına getirildim. 24 Ocak 2010 tarihinde yapılan TMMOB Konya Şubesi Başkanlığı seçimlerine aday oldum kazanarak Başkan oldum. Türkiye’de 26 İnşaat Mühendisleri Odaları Birliği var ve ben en genç Şube başkanıyım 1977 doğumluyum. Evliyim, bir kız bir de erkek olmak üzere 2 çocuk babasıyım. Konya’ya güzel şeyler kazandırmak isteyen inşaat mühendisiyim.
RÖPORTAJ: Mustafa Akça
***Konya’da inşaat sektörünü nasıl görüyorsunuz? Konya inşaat sektöründe Türkiye’nin neresinde?
Konya inşaat sektörü potansiyeli çok fazla olan illerden birisidir. Sektörde sadece bu güne bakarak değerlendirme yapılması doğru olmaz geçmişi düşünerek bugün hangi noktadayız böyle bir değerlendirme daha iyi olur. 1999 Marmara Depremi olduktan sonra sektör olarak çok zor dönemler geçirdik bu sıkıntılı günler 2003 yılına kadar devam etti. 2003 yılında ekonomik ve siyaset alanında bir istikrar döneminin başlaması inşaat sektörü tekrardan büyümeye başladı. 2004 ile 2007 yılları arasında Türkiye doğal olarak da Konya inşaat sektörü Cumhuriyet Tarihinin en büyük yükselmesini yaşadı. 2007 yılındaki siyasi sarsıntıları, Cumhurbaşkanlığı seçimi sıkıntısı dönemi, sektörü tekrardan bir durgunluğa sevk etti. Yatırımcıları beklemeye aldı. 2008’de yaşanan ekonomik krizde eklenince tekrardan sektörde tekrardan bir çöküş görülmeye başlandı. 2009 yılında ise son 10 yılın en büyük düşüşünü yaşadık inşaat sektöründe. 2010 yılına gelince beklentilerimiz yüksek. Ekonominin inşaat sektörüne çok ihtiyacı. Çünkü inşaat sektörünün canlanması kendisiyle beraber iş yapan diğer sektörlerde çalışacak mesela, yeni yeni evler yapılıyor ev malzemesi satan iş yerleri, bu yerlerde çalışan insanlar iş yapacak. Sektör olarak büyük bir ağa sahip. Konya inşaat sektörünü diğer şehirlerdeki sektörlere göre farklılıkları var öncelikle Konya sanayisi farklı alanlarda çalışmakta. Mesela Denizli tekstil sektöründe öncü bir şehir. Denizli’deki tekstil sektörü durgunluk başlasa, Denizli sanayisinde durgunluk başlar. Bu noktada Konya farklı sektörlerin olması diğer şehirlere nazaran daha avantajlıyız.
***Konya’daki inşaat sektörü Türkiye ekonomisine nasıl etkilemektedir ve dünyadaki inşaat sektörünün neresindedir?
Türkiye inşaat sektöründe Konya iyi bir konumda bulunmakta. Mesela geçen günlerde İstanbul’dan pazarlamacı arkadaşlar geldi. Bu kişiler pazarlamacı oldukları için birçok şehre gidiyorlar. Bu arkadaşlar Konya’ya gelmeden önce Türkiye’nin özellikle Güney Anadolu Bölgesi’nin sanayi ve inşaat sektörü açısından en aktif yeri olan Gazi Antep’e gitmişler. Konya’nın daha hareketli olduğunu söylediler. Ama biz daha büyük bir potansiyel beklemekteyiz. 2010 yılından çok ümitliyiz ancak demir kilo fiyatlarının yükselmesi sektörü tedirgin ediyor. Demir kilo fiyatlarının 800 yeni kuruşlardan 1.30 TL’ye gelmesi bunun daha da zamlanarak yükselme ihtimali inşaat sektörünü düşündürüyor. Türkiye inşaat sektöründe iyi konumdayız ama daha iyi olmak istiyoruz. Dünyadaki sektörle boy ölçüşe bilmemiz için bir kere Türkiye ekonomisinin çok çok büyümesi lazım.
***İnşaat Mühendisi olarak inşaat sektöründe en büyük sorunu nedir?
İnşaat sektörünün en büyük sorunu işi bilmeyen insanların da bu işi yapmaları. 2004 ile 2007 yılları arasında sektörün çok büyümesi, kazançlarının yüksek olması inşaat işini bilmeyen vatandaşlar ve özellikle işadamlarını bu sektöre yönelmesine neden oldu. İnşaat sektörünün en büyük dezavantajı her kesin bu işi biliyor görünmesi. Müteahhitlik Yasasının olmaması bu işi yapmak isteyen insanların çok rahat bir şekilde bu işi yapmasını sağlıyor. Her hangi bir tenkit kriter, diploma aranmıyor az bir parası olan insanlar sektöre yöneliyor. Bizim için en büyük sıkıntı herkesin bu işi yapması işi ehline bırakılmamasıdır.
***İnşaat sektörünün zorlukları nelerdir?
İnşaat sektörünün zorlukları çok. Ekonomiyle yani parayla alakalı zorluklar, kalifiye eleman yetiştirme zorlukları, yatırım belirsizliği zorlukları var. Demir, çimento fiyatlarının inişli çıkışlı grafikler çizmesi sektördeki insanların tedirgin ediyor.
***İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı olduktan sonra şehre neler kazandırdınız?
Ben 2002 yılından beri İnşaat Mühendisleri Odası’nın içindeyim başkan olduktan sonra yaptıklarımızı sadece ben yapmış gibi söylemem arkadaşlarıma vefasızlık olur. şehre özellikle 1999 Marmara Depremi ve Zümrüt Apartmanı facialarından sonra binaların denetimi noktasında yetkili mercilere dileklerde bulunduk. Denetim çalışmalarının daha iyi yapılması ve yeni yapılacak binalara depreme dayanıklı bir şekilde yapılması için kriterlerinin hayata geçirilmesi noktasında. Denetimin sıradan bir şekilde yapılmasının hiçbir sonuç vermeyeceğini dile getirdik. Belediyelerle protokoller yaparak denetim mekanizmasını devreye soktuk. Ve bu noktada denetim konusunda çok iyi bir yerdeyiz. Bizimde yaptığımız binaların daha dayanıklı yapılmasını sağladık.
***Yaşanan ekonomik krizler inşaat sektörünü ne derecede etkiliyor?
İnşaat sektörü ülke ve şehir ekonomisinin lokomotifidir. İnşaat sektörünün büyüyüp veya küçülmesi ekonomiyi de etkiler büyütür veya küçültür. İnşaat sektörünün iyi olması ülkedeki işsizlik sorununu büyük oranda çözmesini sağlayan bir sektördür. Ekonomi ile inşaat sektörü paralel bir şekilde devam eder birinde görülen etki diğerine hemen yansır. Bu nedenle devletin inşaat sektörünün büyümesini sağlamak için önünü açacak çalışmalarda bulunması gerekir. Özel sektörler arasında en büyük pasta payına sahip olan sektör inşaattır. Lokomotifin hızlı ve güvenilir bir şekilde ilerlemesi için inşaat sektörünün iyi işlemesi gerekir.
***Binaların depreme dayanıklılığı konusunda denetimler ne derece, yeni yapılan binalar daysa deprem kriterlerine uygun olarak yapılıyor mu?
Denetim konusunda Konya Türkiye’nin en iyi konumunda olan şehirlerarasında sayıla bilir. Konya’da 2004 Zümrüt Apartmanı’nın çökmesiyle yaşanan facia bu denetimleri daha iyi yapılmasını tetikledi. İnşaat Mühendis Odaları’nın da baskısı nedeniyle binaların deprem denetimi iyi bir şekilde yapılıyor. 2009 Eylül ayında Konya’da yaşanan depremler bu denetimin meyvelerini verdi. Yeni yapılan binalar hususunda ise 1999 Marmara Depremi’nden sonra depreme dayanıklı binaların yapılması kriteri iyileştirilerek yürürlüğe konuldu. Bu tarihten bu yana yapılan binaların kritere uygun olarak yapılmıştır. Tabi yaşanan deprem doğal afet ne kadar sağlam yaparsanız yapın doğal afeti engelleyemezsizin. Teknolojik imkânlar doğrultusunda alınması gereken önlemleri alıyoruz. Özellikle yapımı eski olan toplumsal öneme ve insanların çok bulunduğu hastane, camii ve okullarda denetimler öncelikle iyi bir şekilde yapıldı. Buralarda yaşanacak facialar daha olumsuz boyutlara ulaşabilir her daim insanların çok bulunmasından dolayı. Denetim konusunda biz birebir denetim yapamıyoruz sadece bu konularla ilgili sorumlu mercilere gerekli bildirileri duyura biliyoruz sonuçta biz sivil toplum kuruluşuyuz. Denetleme gibi bir yetkimiz ama yine üstünü vurgu yaparak belirtiyorum denetim konusunda Konya çok iyi bir konumda, yeni yapılan binalarda da alınması gereken önlemler iyi bir şekilde alınarak yeni yeni binalar yapılmaktadır.
***Yaz mevsiminin geliyor olması inşaat sektörünü hareketlilik kazandırır mı?
Tabi ki sektör hareketlenecektir. Kış mevsimi inşaat sektörünü az da olsa durgunluk yaşanmasına neden oluyor. Kış mevsiminde planlan projeler havaların ısınmasıyla devreye sokulmasını sağlar. Yaz mevsiminin gelmesi havaların ısınması sektöre canlılık, hareketlilik kazandıracaktır beklentimiz bu yönde. İnşaat sektörünün 2004 ile 2007 yılları arasındaki büyük yükselişi tekrardan beklenmekte. Dünya piyasasında yaşanan ekonomik krizin de büyük oranda alışması bunun üstüne yaz mevsiminin gelmesi ümit verici düşüncelere giriyoruz.
***Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) inşaat sektörünü ne derecede etkiliyor?
İnşaat sektörü özel sektördür. İnşaat sektörünün ülke ekonomisinin lokomotifi olduğunu söylemiştik. Ekonomi gelişmesi, özel alanların, sektörlerin gelişmesi için bu alanların iş yapması gerekir. Özel sektörün önünün açılmaması ekonomide iyimser bir beklenti olması imkânsız. Toplu Konut İdaresi’ni açıkçası inşaat sektörünü olumsuz etkiliyor. İnşaat sektörünün büyümesini baltalıyor, yavaşlatıyor. Ama devlet ben bu işi yapacağım zor durumda kalan vatandaşları yardımcı olacağım diyorsa diyecek bir şeyimiz yok ama TOKİ’nin yapması gereken, sosyal konut edindirme olmalı. Bunun dışında okul, özel binalar yaparsa inşaat sektörü gelişemez bunun sonucu ülke ekonomisi fazla büyüyemez. Mesela TOKİ okul yapıyor, Galatasaray Futbol Kulübü’nün Stadını yapıyor. Çünkü TOKİ alıcısı konusunda özel sektöre göre daha uygun niye binanın yeri devletin daha az maliyete binayı yapıyor. Özel inşaat sektörünün bu durumda TOKİ ile rekabet etmesi imkânsız o gücü yok. Bu şekilde bir rekabet doğru değil. Ülke ekonominin lokomotifi olan özel sektörü canlandırmak istiyorsa, özel sektöründe en güçlü alanı inşaat sektörünü canlandırmak istiyorsa önünü açması gerekir.
İnşaat Mühendisliği bölümü öğrencilerine yönelik staj imkânı sağlıyor musunuz ve İnşaat Mühendisi olacak öğrencileri nasıl buluyorsunuz?
Tabi staj imkânı oluyor. İnşaat Mühendisliği 2’nci sınıf öğrencilerin okuldan zorunlu olarak büro stajı yapmak zorundalar. Bizde İnşaat Mühendis Odaları olarak elimizden geleni yapıyoruz. Büro stajında öğrencilere, bürolarda neler yapılırı, projeler nasıl yapılır, nelere dikkat etmek gerekir onlarla ilgili gerekli bilgiler öğrencilere kazandırılır. 3’üncü sınıftaysa şantiye stajı olur. Öğrenciler binaya girmeye başlarlar birebir şantiyede işler nasıl oluyor, nelere dikkat edilmesi gerektiği öğrencilere gösterilir. Ama ülkemizin acı bir gerçeği eğitim sistemimizin sıkıntılı olması tam yetenekli öğrencilerin olmasını engelliyor. Öğrenci İnşaat Mühendisliği mesleğini istemeden gelmiş okuyor. Bazı öğrenciler staja bile gelmiyor. Okulu bitirmeleri için zorunlu olan staj defterlerini doldurmak için bizden ricada bulunuyorlar. Böyle öğrencilerde var gerçekten istekli, bu işi hakkıyla yapacak öğrencilerde var. Bir diğer sıkıntı ise inşaat eğitiminin üniversitelerde sadece kitabi, teorik eğitiminin verilmesi bu çok faydalı olmuyor. Okul döneminde çok başarılı olan öğrenci meslekte hiçbir şey yapamıyor. Bu işler şantiyede birebir bulunmasıyla pratik yaparak öğrenilen işler. Mesela ben 11 yıldır çalışıyorum benim bile daha öğrenecek çok şeyim var. Zaman geçtikçe daha tecrübeli oluyorsunuz. Ben bunu istediğim kadar kitap üzerinden okuyayım, pratik, uygulamalı olarak görmediğim zaman ne derece öğretici olur. Bu konularda ülke eğitim sistemi olarak sıkıntılar var bu sadece İnşaat Mühendisliği bölümünde değil tüm eğitim alanlarının ve bölümlerin sıkıntılarıdır.
***Burada staj yapmış inşaat mühendisi öğrenciler inşaat sektörüne neler kazandırırlar, sektörün daha iyi konumlara gelmesini sağlarlar mı?
Burada staj yapmış öğrenciler arasından çok iyi veya iş yapamaz diye bir analiz yapamıyorsunuz. Mesela bizde öğrenciyken okul derslerinde çok başarılı olan arkadaşlar vardı. Öğrencinin kitabi, teorik bilgisi çok fazladır ama bunu pratiğe, somutlaştıramıyorsa o insan sahada yoktur. İnşaat sektöründe hiçbir şey yapamaz sektöre de bir şey kazandıramaz. Mezun olduk okul döneminde başarılı olan arkadaşlar meslek döneminde hiçbir şey yapamadılar. Bu durum okurken anlaşılmıyor. Meslek hayatında neler yapacağı sonucu böyle bir analız yapılabilir. Ama genel olarak Türkiye eğitim sisteminin sıkıntılı olması inşaat mühendisliğini isteyerek gelen öğrenci sayısı az. Okurken de öğrencinin şantiyeye çok indirilmemesi öğrencilerde bıkkınlık veriyor. Bu meslek kişiyle alakalıdır insandan insana değişir.
***İleriye yönelik projeleriniz var mı, hem şahsi hem de İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı olarak?
Benim projelerim İnşaat Mühendisleri Odası Projesidir. Hedefim Konya’da güvenli yapılaşmayı sağlamak. Meslektaşlarımızı meslek için eğitim faaliyetlerinde doruğa ulaştırmak çünkü her yıl teknoloji gelişiyor, değişiyor bu teknolojilerin meslektaşlarımıza hakkıyla verilmesi büyük bir kazanç olacaktır. En önemlisiyse biz mühendisler tek tek büro açarak küçük, belirli sınırları olan projelerde çalışıyoruz. Mesleğe başladığımdan beri amacım, büyük bir proje ofisleri oluşturmak. 10-15 mühendis bir araya gelerek bir ofis açmak bu ofiste mimar olan arkadaşlarda olmalı. İnşaat sektörü büyük bir paya sahip insanın olduğu her yerde inşaat sektörü vardır. Sadece Konya ve Türkiye sınırları içinde kalmadan dünyaya açılmalıyız. Orta Asya’da, Orta Doğuda ve Afrika ülkelerine gitmek gerekir. Mesela Afrikalı ülkeler ve Orta Asya’daki Türk devletleri bizi bekliyorlar. Oralara giden küçük yapılı Türk firmaları ve Türk mühendisleri var onlar anlatıyor. İnsanlar Türkleri çok seviyor işlerini Türklere yaptırmak istiyorlar diyor. Bizim mühendislerimiz Türkiye ile sınırlı kalmış buralarda belirli pasta payından kendine pay çıkarmaya çalışıyor. Bu şekilde büyüme çok olmaz. Mühendislerimiz sıkıntıları var yabancı dil sorunumuz var. Sudan’a gitmiştim orda Türk ve inşaat mühendisi olduğumu öğrenince insanlar hemen sevecen bir şekilde bizlere davranarak işlerini bize yaptırmak istiyorlar ama sıkıntı şurada adam İngilizce biliyor musun? Biz yok diyoruz. Arapça biliyor musun? Ona da yok biz burada kaybediyoruz. İnsanlar bizi atalarımızdan dolayı seviyor bizlere güveniyorlar yapacağımız işi sağlam bir şekilde yapacağımızdan dolayı bizlere güveniyorlar. Ama bizim yabancı dil sorunumuz olduğu için yapmamız gereken işleri yapamıyoruz. İnşaat mühendisleri ve diğer alanlar yabancı dil problemini çözmemiz gerekir.
***Ali Çınar kimdir?
Konyalıyım, Konya’da büyüyüp okudum. Konya İmam Hatip Lisesi’nde okudum. 2000 yılında Selçuk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldum. 2002 yılında Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Konya Şubesi Yönetim Kuruluna yedek yönetim olarak girdim. 2004 yılında Ramazan Özkaya Başkanlığında TMMOB Konya Şubesi Yönetim Kulu Üyeliğine seçildim. 2008 Uğur İbrahim Altay Başkanlığı döneminde sekreter üye olarak görev yaptım. 2009 yerel seçimlerinde Uğur İbrahim Altay Selçuklu Belediyesi Başkan adayı olmasından dolayı, boş kalan başkanlığa yönetim kurulu üyelerinin teveccühleriyle TMMOB Konya Şubesi Başkanlığına getirildim. 24 Ocak 2010 tarihinde yapılan TMMOB Konya Şubesi Başkanlığı seçimlerine aday oldum kazanarak Başkan oldum. Türkiye’de 26 İnşaat Mühendisleri Odaları Birliği var ve ben en genç Şube başkanıyım 1977 doğumluyum. Evliyim, bir kız bir de erkek olmak üzere 2 çocuk babasıyım. Konya’ya güzel şeyler kazandırmak isteyen inşaat mühendisiyim.
RÖPORTAJ: Mustafa Akça
3437 defa okundu...














MURAT GÖRMEN
ŞENAY HOCA
MERVE KOÇ
YASEMİN ESLEM YILMAZ











