Reklam 10 saniye içinde kapanacak. Reklamı geçmek için tıklayın.
Mevlana gönüllere sesleniyor

Mevlana gönüllere sesleniyor

15 Aralık 2016 Perşembe 13:53

Mevlana, Mevlevilik, Şems-i Tebrizi ve Konevi üzerine uzun yıllar araştırma yaptıktan sonra kitaplar yazan Mevlüt Büyükbayraktar ile Mevlana üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.


KİTAPLARINDA AŞKI, 

SEVGİYİ ANLATIYOR 

Emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mevlüt Büyükbayraktar. Mevlana, Şems-i Tebrizi ve Sadreddin Konevi üzerine kitaplar yazıyor. Kitaplarında aşkı, sevgiyi anlatıyor. İlahiyatçı-Yazar Mevlüt Büyükbayraktar, yazarlığa nasıl başladığını kısaca şöyle anlatıyor: "Yazarlığa, Ahmet Odabaşı hocamın tavsiyesi üzerine başladım. Benim Mesnevi’yi incelemem, onun üzerine çalışmalar yapmam sonucunda kitap yazmaya başladık. Gönüllerin Sultanı Mevlana, Şems-i Tebrizi, Hz. Mevlana’da arayış ve buluş ve Şeyh Sadreddin Konevi’de düşünce ve inanç sistemi adında dört adet kitap yayınlandı. Kitaplarımda İslam’ın güzelliklerini, insanların güzelliklerini bulabilmeyi hedefledim. Mevlana’da bu güzellikleri gördüğüm için kitap yazma kararı aldım ve araştırmalar yaptım."

 

HZ. MEVLANA'YI 

DOĞRU ANLAMALIYIZ

Hz. Mevlana'yı doğru şekilde anlamadığımıza dikkat çeken İlahiyatçı-Yazar Mevlüt Büyükbayraktar, "Mevlana’yı anlasaydık biz buranının yerlileri olarak her yıl yapılan etkinliklere katılırız ya da gidip ziyaret ederiz. Ama maalesef bizden çok dışarıdan gelen turistler bunlara katılıyor. Bizin en büyük eksikliğimiz araştırma yapmıyoruz. Mesela bir Mesnevi’yi okumak ya da Rubailer’i okumak gerekir. Bir de şu var; bazı insanlarda şartlanmalar var.  Aslında Mevlana insanların gönüllerine hitap eder. Bu doğrultuda baktığımızda şartlanmalar insanları birbirlerinden uzaklaştırıyor. Kişileri efsaneleştirmekten, ilahlaştırmaktan kaçınmalıyız... Mevlana’da gerçekten edep, hoşgörü ve sevgi konusunu çok fazla işlemiş. İnsan yanındakileri sevecek, onlara faydalı olmaya çabalayacak. Mevlana’nın ‘ne olursan ol gel’ sözünü herkes bilir. Bunun temeli oradaki hoşgörü ve edepten gelir. Yani insanlar arasında ayrım yapmadan, yargılamadan çağırır. Her insanı kabul edebilmek çok önemli" ifadelerini kullandı. 

Büyükbayraktar, bizlerin Mevlana’yı yeteri kadar anlayamadığını, anlamış olsaydık dünyanın böyle bir yer olamayacağının altını çizdi.

Konya’da yaşayan ve özellikle Mevlana üzerine kitaplar yazan Mevlüt Büyükbayraktar ile Mevlana, Şeb-i Arus ve Mevlevilik üzerine sohbet gerçekleştirdik. Büyükbayraktar, Hz. Mevlana hakkında bilinmeyenleri, onun düşüncelerini ve Şeb-i Arus’un temellerini bizlere anlattı. Bayraktar’ın neredeyse bütün ömrünü harcadığı kitap çalışmaları Mevlana’yı anlamak ve tanımak isteyenlere ise güzel bir yol gösterici niteliğinde. Kitapların birçoğunda Mevlana’nın bilinmeyen yönleri, İslam felsefesi gibi birçok konu işleniyor. Çeşitli hikâyelerle okuyucu sıkmayan bir yapıya bürünen kitaplar, okurken zaman kavramını da ortadan kaldırıyor. Kitaplarını hazırlamak için neredeyse bütün ömrünü harcayan Mevlüt Büyükbayraktar, daha fazla ne yapabilirim diyerek hala araştırmaya devam ediyor. Mevlana ve Mevlevilik hakkında yüzlerce kitap okuyan Büyükbayraktar, aslında Mevlana hakkında bilinen birçok şeyin yanlış olduğunu bunun da okumamaktan, araştırmamaktan kaynaklandığına dikkati çekiyor. Sadece kitaplarını okumakla Mevlana ve Şems-i Tebrizi’nin anlaşılamayacağını, eğer gerçekten anlaşılmak isteniyorsa araştırma yapılmasını, onların hayat felsefesine derinlemesine bakılması gerektiğinin altını çizen Büyükbayraktar, gazetemizle yaptığı söyleşide önemli noktalara değindi. 

Söyleşimize öncelikle sizi tanıyarak başlayalım. Mevlüt Büyükbayraktar kimdir?

1945 yılında Çumra’nın Dedemoğlu köyünde doğdum. İlk eğitimimi köyümde tamamladıktan sonra, İmam Hatip lisesine devam ettim ve daha sonra 1962’de Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldum. 8 sene Diyanet’de imamlık görevinde bulundum. Daha sonra 1975’de kısa dönem askerliğimi yaptım, dönüşte İzmir Şehit Fethi Bey Lisesi’ne Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak atandım. 1979’da Konya Meram Endüstri Meslek Lisesi’nde naklen tayinim oldu. Burada 19 sene çalıştıktan sonra 1998 yılında emekliye ayrıldım. Öğretmenlik yıllarımda Mevlana’da Arayış ve Buluş adlı kitabı yayına sunmuştum.  Ekim 2005’de Sevincimiz Hz. Mevlana adlı eserimizi hizmete sunmak nasip oldu. Boş zamanlarımda devamlı kitap okurum. Kitaplar arasında da herhangi bir ayrım yapmam. Şuan da, Gönüllerin sultanı Mevlana Mesnevi Pınarı ve Mevlevilik, Hz. Mevlana’nın Hocası Şems-i Tebrizi, Hz. Mevlana’da Arayış ve Buluş, Şeyh Sadreddin Konevi’de Düşünce ve İnanç Sistemi adında dört adet kitabım var.

Kitap yazmaya nasıl ve neden karar verdiniz?

Ahmet Odabaşı hocam vardı ve devamlı onun yanına gider gelirdim. Onunla sohbet ederken o bizlere sürekli Mesnevi okurdu ve onun üzerine sohbetler yapardık. Daha sonradan bana, Mevlana hakkında kitap hazırlamamı söyledi, teşvik etti. Ben de beyitleri nazım yaptım yani şiire çevirdim. Yazarlığa başlamamın sebebi onun vermiş olduğu aşk ve sevgidir. Benim Mesnevi’yi incelemem, onun üzerine çalışmalar yapmam sonucunda kitap yazmaya başladık. Gönüllerin sultanı Mevlana, Şems-i Tebrizi, Hz. Mevlana’da arayış ve buluş ve Şeyh Sadreddin Konevi’de düşünce ve inanç sistemi adında dört adet kitap yayınlandı. Bu kitaplar hakkında çok da güzel geri dönüşler aldık. Bu kitapları yazmamdaki bir diğer sebep de toplumda ayrılıklar var yani bir konuyu araştırmadan hareket ediyorlar ve yorum yapıyorlar. Yazdığım kitaplarla da konulara açıklık getirmeye çalıştım. İslam’ın güzelliklerini, insanların güzelliklerini bulabilmeyi hedeflemeliyiz. Mevlana’da bu güzellikleri gördüğüm için kitap yazma kararı aldım ve araştırmalar yaptım.

Mevlana kimdir? Bizler Mevlana’yı nasıl tanımalıyız?

Bunu kitaptan bir örnek vererek açıklayalım; Mevlana, Allah’ı kavrayan, birlik beraberlik çağrısını ve varlığını anlatan bir kimsedir. Hoş görülü ve sevecen biridir. Mesela yolda giderken bir Papaz’a rastlıyor ve ona bile selam vererek, saygı ile yaklaşıyor. Bunun dışında Mevlana’da el öpme vardır birde. Bu eylemde insan ayırma yok. Temelinde sevgi ve saygı vardır, herkesi eşit görürler. Bu gelenek günümüzde de hala devam etmektedir. Yine Mevlana’nın bir sözüyle açıklayalım; Hz. Muhammed’in kuluyum ve Allah’ın kölesiyim diyor. Bunun yanında Sema’lar da bunu anlatıyor. Aşk ve sevgiyi betimliyor. Yani Sema yapmanın amacı, aşk ve sevgiyi haykırmaktır, göstermektir.

Yaşadığımız dönem itibari ile Mevlana’yı ne kadar anlayabiliyoruz? Mevlana’nın öğütlerini, düşüncelerini, hoş görüsünü ve sevgisini tam anlamıyla kavrayabiliyor muyuz?

Bizle zaten Mevlana’nın sevgisini anlasak ya da tasavvufi düşüncelerine göre yaşasak zaten hiçbir problemimiz kalmaz. Bütün insanların kardeş olduğunu, Allah’ın bizleri yaratma sebebinin kardeşlik, sevgi ve saygı olduğunu anlar. Yani Mevlana’yı anlasaydık biz buranının yerlileri olarak her yıl yapılan etkinliklere katılırız ya da gidip ziyaret ederiz. Ama maalesef bizden çok dışarıdan gelen turistler bunlara katılıyor. Bizin en büyük eksikliğimiz araştırma yapmıyoruz. Mesela bir Mesnevi’yi okumak ya da Rubailer’i okumak gerekir. Bir de şu var; bazı insanlarda şartlanmalar var.  Aslında Mevlana insanların gönüllerine hitap eder. Bu doğrultuda baktığımızda şartlanmalar insanları birbirlerinden uzaklaştırıyor. Kişileri efsaneleştirmekten, ilahlaştırmaktan kaçınmalıyız. Aslında Mevlana kendini köle olarak gören bir insan. Tabi bunlar anlatılmadığı ve araştırılmadığı için Mevlana’da yanlış tanınıyor. İnsanlar artık kendi menfaatleri için uğraşıyorlar. Bu yüzden de gruplaşmalar gittikçe çoğalıyor. Haliyle bu da çok yanlış bir şey. Bence Mevlana’yı okuyan, araştıran insan onun sevgisinden ayrılamaz, hayran kalır. Benim de asıl hedefim bu zaten. Mevlana’yı anlatmak, insanların onun düşüncelerini kavrayabilmesi, tanıyabilmesi. 

Mevlana’nın ‘edep ve hoşgörü’ kavramları herkes tarafından bilinir. Peki, bizler bu konuları temelde nasıl anlamalıyız ve anlamlandırmalıyız?

Bu kavramlar bugün de geçerli. Mesela bir insanın çalışırken ahlaki değerlere uyması, bu kavramlara bağlı kalması çok önemli. Ama bugün bizde insanların bir çoğu çalışmadan başkalarının sırtından geçinmeye çalışıyor. Hâlbuki edepli bir insan mesleğinde doğru olur, başarılı, dürüst olur ve bu adam Allah’ a karşı görevlerini başarılı ve düzgün bir şekilde yapar. Edepli bir insanin yanına gidildiği zaman hem senin hem de onu yüzü güler. Ben yurt dışındayken dostlarımın yanına gittiğimde bana, ‘hocam senin yüzün sürekli gülüyor’ derler. Neden gülmesin? Ben buraya Allah rızası için geldim derim. Mesela orada camii de belirli bir süre imam yoktu ve ben orada gönüllü olarak insanlara namaz kıldırdım. Tabi bu da bizim Allah’a, Mevlana’ya karşı olan sevgimizden, edebimizden dolayı. Hizmet etmek her zaman için güzel bir şey. Mevlana’da gerçekten edep, hoşgörü ve sevgi konusunu çok fazla işlemiş. İnsan yanındakileri sevecek, onlara faydalı olmaya çabalayacak. Mevlana’nın ‘ne olursan ol gel’ sözünü herkes bilir. Bunun temeli oradaki hoşgörü ve edepten gelir. Yani insanlar arasında ayrım yapmadan, yargılamadan çağırır. Her insanı kabul edebilmek çok önemli. 

Mevlana’nın Allah’a kavuşma günü, düğün gecesi olarak nitelendirdiği ve söz ettiği Şeb-i Arus’un temelleri nereden gelir? Bir de kitabınızda iyiler ve kötüler konuları var. Bunlar nelerdir?

Mevlana diyor ki, ‘benim öldüğüme üzülmeyin, ben aslında asla kavuşacağım’. Benim zaten kitaplarımda da yer verdiğim bir konudur bu. Mevla’da Allah’ın sevgisiyle karşılaştığı için seviniyor ve ölümü düğün gecesi olarak görüyor. Bir de bunun yanında Mevlevilik de aşk olsun sözü vardır. Çok fazla kullanılır bu şerbet, su gibi şeyleri içenlere de aşk olsun derler. Sürekli şekilde aşktan ve sevgiden söz edilir. Diğer konuda da iyiler ve kötüler gerdanlığa benzetiliyor. Yazdığım kitabımda da, ‘kötü sözler, yalanlar ve iftiralar kötü kimselere, ahlaksız ve alçak şahıslara aittir. Kötü kimseler de kötü işler ve kötü lakaplara layıktırlar’ şeklinde anlatılıyor. Mesela Peygamber efendimiz de diyor ki, ‘bir insan kötü davrandığında, kötülük yaptığında kalbinde bir damga olur. Bu damgalar çoğaldıkça kalbi kararır ve mühürlenir, gerçekleri göremez hale gelir.’ İyi sözle ve iyi hareketler de iyi kimselere aittir. Hz. Mevlana’da bu ikisini karşılaştırarak insanları kötülükten kurtularak iyiliğe davet ediyor. Bunun da ancak benlik gururundan kurtulup, Allah’a secde ile olacağını belirtiyor. 

Mevlevilik herkes tarafından duyulan ancak tam anlamıyla bilinmeyen bir mesele. Bunun üzerine yoğunlaşacak olursak temelde Mevlevilik nedir? Nereden gelir? 

Aslında Mevlana zamanında değil de Sultan Veled ya da onun çocukları zamanından kalmadır. Mevlana’ya tabi olan, onun yolundan gidenlere de Mevlevi deniyor. Zamanla bunlar şekilleniyor tabi Sema gösterileri oluyor, zikirler oluyor. Mevlana’nın etrafında toplananlar onu pir olarak görüyorlar ve ona aşkla bağlanıyorlar. Aslında şimdiki dönemde gördüğünüz şekilde Sema yoktur. Zamanla şekil değişmelerine maruz kalmıştır. Mevlana, Sema’yı ilk yaptığı zaman ona Şems-i Tebrizi’nin yanında yapıyor ve Şems-i Tebrizi öğretiyor. Sema ederek Allah’a daha çok yaklaşılacağını, dünya telaşından kurtulacağını ve rahatlayacağını düşündüğü için Sema’yı tavsiye etmiştir. Zaten Semazen bunu yaparken de dünya ile bütün ilişiğini kesiyor ve Allah’a ulaşmayı amaçlıyor ve sürekli Allah’ı zikrediyorlar. Mevlevilik konusuna dönecek olursak tekrar. Hala günümüzde de sürmekte. Bunlar zaten Allah’a karşı görevlerini yerine getiren insanlardır. 

HÜSEYİN YILDIZ


727 defa okundu...
Gazeteler
Gazeteler
Düğün Fotoğrafçısı