banner5

Aylardır gözlerimizi diktiğimiz dış terör olgusundan dönüp, içeriye göz attığımızda karşımıza ilk olarak Diyarbakır ve 100 gün geliyor.

    NEDİR – NE DEĞİLDİR?

Bu ülkenin başına 40 yıldır bela olan PKK terör örgütünden başkası değildir elbette. Var olduğu günden bu yana okulları basan meslektaşlarımı şehit eden, kanları asla yerde kalmayan Mehmetçiklerimizi şehit eden bu örgüt yıllardır Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesini kasıp kavurmaktadır. Bu öyle bir ateş ki zaman zaman sıçramalarıyla ülkenin her yöresine ateş düşürmektedir.

Yaptıkları ve yapacak olduklarıyla bu ülkenin her vatandaşından lanetler ve tepkiler alan bu örgüte bu defa Diyarbakırlı anneler yağdırdı. İç İşleri Bakanı Sayın Süleyman SOYLU 11.12.19 tarihinde yapmış olduğu konuşmasında Diyarbakır da yapılan eyleme destek verdiğini ve haklı bulduğunu söyledi ve devamında ‘Belki haklımıza ilk kez duyuruyoruz: dağlara ve kamp bölgelerine yapılan operasyonlarda bölgelere broşürler ve bilgilendirme yazıları atıyoruz.’ dedi.

Halkın gücünün üstünde hiçbir güç yoktur. Diyarbakır HDP il binası önünde yapılan eylemlerde bu sözün yansımalarını görmekteyiz. Eylemi ilk olarak; Hacire annenin 21 yaşındaki oğlunu Diyarbakır HDP il binasından geri istemesi ve sonuç alamayınca, binanın camlarını kırıp günlerce aç susuz tuttuğu nöbet ve sonunda oğluna geri kavuşmasıyla başlamıştır. Hacire anne ile aynı kaderi paylaşan diğer tüm anne ve babalar bu olayı kendilerine ışık görüşlerdir ve bir çığ gibi büyüyen geride 100 gününü bırakan eylemi devam ettirmişlerdir. 

Tamda burada söylenmesi gereken onlarca sözün varlığını siz de benim gibi biliyorsunuz. Bu görevi orada bulunan anne ve babalar üstlenmiş olmalı ki 100 gündür ‘Evlat katilleri’ ‘Kendi çocuklarınızı okutup, bizim evlatlarımızı ateşe atıyorsunuz‘ naraları Diyarbakır’ da yükselmektedir.  Bu olay günden güne kitlesel döngünün arttığını gözler önüne sermektedir.

Doğu’nun değişmeyen kaderi hakkında yıllarca yazılıp, çizildi bize de sadece üzülerek okumak düştü…

Lakin bu olaydan sonra devranın döndüğü yerde olduğumuza inanıyorum. 

Doğunun Doğuşu, yine Doğu’nun kendi halkının yapacağına da inancım sonsuz.

DÜŞÜNÜN …

Demokrasi ve hukuk bütünlüğünün elden geldiğince sağlandığı bir ülkede yaşıyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana, halk kendisini yönetecek olanı, yine kendisi seçer mücadelesi veriyoruz. Bu uğurda önümüze hangi engel çıkarsa çıksın toprak bütünlüğümüz için, yok etmekten geri durmuyoruz.  Bilindiği gibi verilen her kararın bir bedeli vardır. Bugün Diyarbakır da bulunan aileler çocuklarını kendi elleriyle örgüte teslim etmiş olsaydı, bizim dilimizden de TSK ya vur emri vermekten başka bir şey gelmezdi.

Ama gel bugün, insanlar bilinçlenmektedir. Yapılan soysuz ve sonuçsuz mücadelenin yalnızca kendi yüreklerini yakmaktan ileriye gitmediğini öğrenmiştir. Bundandır ki evlatlarını geri istemekten geri durmuyorlar. Aşiretlerden gelen destekle ise ‘Doğu’nun Doğuşu ‘kavramımı destekler niteliktedir.

İnanıyorum ki:’ Karanlığın üzerine Güneş gibi doğmaktan, Al Sancağı Hudut bellediğimiz her yerde dalgalandırmaktan geri durmayacağız.’

21.yüzyılın ilk çeyreğine…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.