banner5

Şehit annesi oğlunun eşyalarından müze yaptı

Şehit annesi Semra Kazar, oğlunun giydiği botu, hastanedeyken yüzünü sildiği peçeteleri ve çocukluğunda ve gençliğinde giydiği bütün kıyafetleri müzeye çevirdiği odasında muhafaza ediyor 

Şehit annesi oğlunun eşyalarından müze yaptı

Şehit annesi Semra Kazar, oğlunun giydiği botu, hastanedeyken yüzünü sildiği peçeteleri ve çocukluğunda ve gençliğinde giydiği bütün kıyafetleri müzeye çevirdiği odasında muhafaza ediyor 

24 Aralık 2018 Pazartesi 12:59
Şehit annesi oğlunun eşyalarından müze yaptı

Geçen yıl Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesindeki terör operasyonu sırasında kayalıklardan düşerek ağır yaralanan ve 10 gün boyunca tedavi gördüğü hastanede kurtarılamayarak şehit olan 24 yaşındaki Jandarma Uzman Çavuş Aykut Kazar’ın annesi Semra Kazar oğlunun eşyaları ve fotoğrafları ile evinin bir odasını adeta müzeye çevirdi. 

Jandarma Uzman Çavuş Aykut Kazar, geçen yıl 14 Kasım’da Beytüşşebap ilçesi İncebel Dağları bölgesinde terör örgütü PKK’ya yönelik düzenlenen operasyon sırasında ayağının kayması sonucu yaklaşık 5 metrelik kayalıklardan düşerek ağır yaralanmış, kaldırıldığı GATA’da 10 gün süren tedavisinin ardından şehit düşmüştü. 

Oğlunun şehit olmasından sonra Konya Akşehir’deki evinde tek başına yaşayan şehit annesi Semra Kazar (52), evinin salonunu adeta bir müzeye dönüştürdü. Oğlunun çocukluğunda kullandığı biberondan, sivil ve askeri kıyafetlerinden, saatlerinden, havlulularından ayakkabılarından ve kullandığı tüm eşyalarından oluşan bir bölüm hazırlayan şehit annesi Semra Kazar, evdeki zamanının çoğunu bu odada geçirdiğini ifade etti. Oğlunun kayalıklardan düştüğü ayakkabıyı, operasyondaki kıyafetlerini gözü gibi saklayan gözü yaşlı anne, hastane odasında oğlunun yüzünü silerken, gözyaşlarını kurularken kullandığı plastik eldivenleri ve peçeteleri de “Bunlarda oğlumun kokusu var” diyerek cam bir kavanozda saklıyor. 

‘BENİM ÇOCUĞUM BU ODADA BENİMLE KONUŞUYOR, BANA GÜLÜYOR’

Çocuğunun şehit olduğunu onun ölmediğini söyleyen anne Semra Kazar, "Onun anılarını yaşatmak, kendini yaşatmak, güç almak için bu odayı yaptım. Ben bu odadan çok büyük güç alıyorum. Benim çocuğum bu odada bana gülüyor, sanki burada benimle konuşuyor. Böyle bir oda yapmayı düşündüm ve çok çok da iyi yaptım. Bu oda bana o kadar güç veriyor ki benim çocuğum her yerde benle birlikte. Bu odada dertleşiyorum, konuşuyorum, ağlaşıyorum. Bu odada bizimle ve arkadaşları ile fotoğrafları var. Özel kişisel eşyaları var. Babasının fotoğrafları, askeri ve sivil kıyafetleri, askere giderken yaktığımız kınanın bezleri her şeyi bu odada” dedi. 

Şehit ailelerine verilen istihdam imkanıyla çalışmaya başladığını belirten şehit annesi Semra Kazar, “Sabah işe gidip akşam eve gelince direk girdiğim oda burası oluyor. O gün ne yaptıysam çocuğumla onları paylaşıyorum. Ağlıyorum, eski hatıralarımı hatırlıyorum. Sen beni bırakıp gitmedin annem diyorum. Çünkü o her zaman arkamda. Onu ben hissedebiliyorum. Bazı akşamlar dolaşıp gelip, yanağıma öpücük koyup gittiğini hissediyorum. Benim çocuğum ölmedi, ben hala diyorum, şehit oldu benim çocuğum. Biz de hayat mücadelesindeyiz. Allah nasip ederse bizimde bir gün gideceğimiz yer orası. Tüm şehit ailelerimize Allah kat kat sabır versin. Ben böyle bir oda yapmaya karar verdim ve çokta güzel oldu” diye konuştu. 

‘ANNE EŞYALARIMI SAKLA DEDİĞİNİ HİSSETTİM’

Anne Semra Kazar, çocuğunun hayrını da yaptığını anlatarak, “Mevlidini okuttum, yemeğini verdim. Elimizden gelenler bunlar. Acısı gerçekten çok büyük. Şu odaya girdiğimde içim kan ağlıyor ama fotoğraflarını görünce bana güldüğünü görünce farklı duygulara bürünüyorum. Benim çocuğumun fotoğrafları benimle konuşuyor. Ben ölünceye kadar, son nefesimi verene kadar bu oda böyle kalacak. Daha sonrasında ise bu odayı bu şekilde müzeye vermeyi düşünüyorum. Oğlumun ‘Anne eşyalarımı sakla’ dediğini hissettim. Kulağıma bu eşyaları değerlendir diye fısıldadığını hissettim. O yüzden böyle bir oda yapma gereğini duydum” diye konuştu. 

Oğlunun odadaki fotoğraflarını okşayan ve onunla konuşan şehit annesi Semra Kazar, “Ankara GATA Hastanesinde benim çocuğum 10 gün yattı. Orada yoğun bakıma girerken bana eldiven giydirdiler, bu eldivenlerle onun yüzüne dokundum, gözyaşlarını sildim. Bunları sakladım, kavanoza koydum. Bu eldivenlerde onun kokuları var, gözyaşları var. Hala kavanozu açarken bile kokusu geliyor. Bu çocuğumun cennet kokusu. Hala mis gibi kokusu var yavrumun” dedi. 

ŞEHİDİN BABASI GÖLCÜK DEPREMİNDE HAYATINI KAYBETTİ, KENDİSİ DE ENKAZDAN KURTARILDI 

Oğlunun kıyafetlerini okşayan koklayan anne Semra Kazar, oğlunun kayalıklardan düşerken ayağında olan askeri botu bile tozları ile birlikte saklayarak özel yaptırdığı dolaplarda saklıyor. Her gün odaya girip Kur'an-ı Kerim okuyup, oğluyla dertleştiğini söyleyen anne, oğlunun hep yanında olduğunu söyledi. 

Şehit Jandarma Uzman Çavuş Aykut Kazar’ın babası Metin Kazar’ın 1999 yılında Gölcük depreminde hayatını kaybettiği, kendisinin de enkaz altından kurtarıldığı öğrenilirken, Anne Kazar, “Onlar şimdi cennette buluştular” dedi.

İHA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner50