banner5

Kerpiç evler betona yenildi

Anadolunun en eski yapı kültürünü oluşturan, su ve toprağın karıştırılmasıyla inşa edilen kerpiç, 21. Yüzyılda betona dönüşüyor. Beton binalar ise Anadolunun mimari kültürüne darbe vuruyor

Kerpiç evler betona yenildi

Anadolunun en eski yapı kültürünü oluşturan, su ve toprağın karıştırılmasıyla inşa edilen kerpiç, 21. Yüzyılda betona dönüşüyor. Beton binalar ise Anadolunun mimari kültürüne darbe vuruyor

26 Aralık 2011 Pazartesi 12:25
Kerpiç evler betona yenildi
Onlarca medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu, bu sayede birçok kültürün de kaynaşmasını sağlamıştır. Giyimden, yemeğe kadar onlarca kültürel çeşitlilik bugün dahi Anadolu’da yaşanıyor. Anadolu’da en etkili kültürel çeşitliliği ise yapı kültürü oluşturuyor. Kaya oyma evlerinden, mağara yaşamına kadar mimari yapı özellikleriyle dikkat çekiyor bu yönüyle de birçok bilim adamının çalışma yaptığı bir alanı oluşturuyor. Yapı kültüründe ise Anadolu’da en göz çarpan yapıları kerpiç oluşturuyor. Binlerce yıllık örneklerinin günümüzde de görüldüğü kerpiç yapılar, zaman içinde yaşam tarzına göre değişikli gösterse de Anadolu insanının vazgeçemediği bir yapı kültürünü yansıtıyor.
Ancak binlerce yıllık örnekleri bulunan ve Anadolu’nun birçok bölgesinde insanların halen içinde oturduğu kerpiç yapılar, egemen yapı anlayışı içinde yok edilmeyle karşı karşıya. Geçmişten gelecek her çeşit kültürün bir şekilde taşınması gerekirken, depremler bahane gösterilerek çürük yapılar olduğu gerekçesiyle yıkılıp, betonarme binalar yapılıyor.
Kerpiç kültürüne darbe vurulan alanlardan birini de Konya oluşturuyor. Kerpiç yapının İç Anadolu Bölgesi’nde en fazla yoğunlaştığı alanı Konya ve Konya özelinde Karatay Bölgesi oluşturmasına rağmen, kentsel dönüşüm adı altında yıkılıyor ve TOKİ modeli adı altında tek tip ve estetikten yoksun betonarme binalar yapılıyor. Bu durum ise yapı kültürüyle birlikte yaşam kültürünü de yok ediyor.
YAPI KÜLTÜRÜNE DARBE
Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı M. Serdar Işık, yıkılan her binanın suçlusu olarak kerpiç yapıların gösterildiğini ve bu anlayış çerçevesinde on binlerce yıllık Anadolu yapı kültürüne hem darbe vurulduğunu hem de saygısızlık yapıldığını belirtiyor.  “Eski Konya’yı tanıtırken kendimize özgü binalar yerine betondan yapılan binalar gösteriliyor” diyen M. Serdar Işık, şunları söyledi: “Konya’nın yapı kültürü kerpiç yapılardır. Fakat biz bu kültürü yıkıp Anadolu insanının yaşam kültürünü daraltan apartmanlar yapıyoruz.  Kültürü korumak aynı zamanda binaları korumaktan da geçer. Geçmiş Konya’yı anlatırken kerpiç yapılardan örnekler göstereceğimiz alanlar giderek daralıyor. Onun için çağdaş bir yapı malzemesi olarak kerpiç değerlendirilmeli ve günümüzde bu anlayışla ele alınmalıdır. Karatay Bölgesi aslında kerpiç yapı olarak en gözde yerdir. Diğer yandan bu bölgedeki binalar tarım alanlarıyla iç içe geçmiş. Çiftçi bağ ve bahçesinin yanına bir de kerpiçten yaşayacağı evi yapmış. Yani yaşam kültürünü bir bütün olarak yansıtıyor. Biz şimdi bu evleri yok ederken aynı zamanda tarım alanlarını da yok ediyoruz. Kerpiç binaları yıkarken kendi geleceğimizi değil aynı zamanda geleceğimize taşıyacağımız kültürü ve yaşam biçimimizi de yıkıyoruz” dedi.
MAHALLE VE SOKAK BÜTÜN OLARAK KORUNMALI
Baz kerpiç binaların belediyeler tarafından korunmasını da saksıda çiçek yetiştirmeye benzeten Işık, ancak önemli olanın ormanı bir bütün olarak algılanması olduğunu kaydetti. Bir tane evin korunmasının mahalle olgusunu ortaya çıkaramayacağının altını çizen Işık, “Komşular nasıl ilişki içindeydi, yaşam biçimleri nasıldı? Bunları bilmek gerekiyor. Bir eve bakarak bu ilişkiler çözülemez. Onun için münferit olarak bir binayı korumak yetmiyor. O bina tarihi çevresiyle bir bütündür, çevreyi yok sayıp binayı korudum demek uygun bir ifade değildir. Bu açıdan Akçeşme Sokağı, bir tarihi çevrenin yenilenmesi açısından önemlidir. Bu konuda çalışmaları yapan emeği geçenlere de teşekkür ediyorum. Fakat para kazanma hırsı tarihi binalarımızı yok etmeye devam ediyor. Diğer yandan sağlamlıktan öte bir binada birçok mimari özellilik vardır. Sağlamlığı göz önünde bulundurularak diğer öğeleri hiçe saymak günümüz mimari görüşlerinde hiçbir şey ifade etmez. Hepsi bir bütün olarak düşünülmelidir” dedi.
TOKİ’YLE ŞEHİRLERİN GELECEĞİ YOK EDİLİYOR
Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu da egemen yapı tarzı içinde kerpiç yapıların yok edildiğine işaret etti.  Anadolu’da böyle giderse kerpiç ve ahşap yapının kalmayacağının altını çizen Eyüp Muhcu, TOKİ modeli ile adeta estetikten yoksun binaların Anadolu’nun çeşitli yerlerine dikilmeye başladığını kaydetti. TOKİ modeli ile şehir ve mimari kültüre darbe vurulduğunu aktaran Muhcu, “Kerpiç yapıların bugün Çatalhöyük’te 10 bin yıllık örnekleri var. Konya kerpiç yapı yönünden uygun bir yerdir. Anadolu coğrafyasında insanlar kerpicin özgün örneklerini sergilemişlerdir. İnsanın yaşaması, yapı güvenliği, çevreyle uyumu, yapının maliyeti ve çevreyle uyumlu açısından kerpicin çok ciddi üstünlükleri var. Ama topluma Anadolu yapı kültürünü doğru dürüst anlatamıyoruz. Anlatamadığımız için kentsel dönüşüm çerçevesinde TOKİ modeli evlere kurban ediyoruz. Eski binaların mutlaka restorasyonu yapılmalıdır. Ayrıca koruma altına alınmış evlerden esinlenerek yenilerin yapılmasına olanak yoktur. çünkü o mimari yapıldığı dönemin bir eseridir. Bu açıdan tekil örneklerinin korunması bir kazanç olmakla birlikte bir mahalle bütün olarak korunmalıdır. Ulusal ve evrensel koruma da bunu gerektiriyor. Ancak biz bunları hiçe sayarak binaları yıkıyoruz. Böylece yapı kültürünü yok ediyoruz. Oysa bir sokak, bir mahalle korunursa yaşam kültürü de korunmuş olur. Yeni yapılaşmada bir yapı kültüründen bugünden yarına istifade etmek gerekiyor” dedi. “Şu anda betonarmenin sorunlarını yaşıyoruz” diyen Muhcu, “Afet yönetmeliğine, imar mevzuatında kerpiç yapıların yer alması gerekiyor. Malzeme standartları, yapım teknikleri  ortaya konursa kerpiç veya ahşap evler bir tehlike oluşturmaz. Zaten kopya etmek, onların aynılarını yapmak yapı kültürüne de bir saygısızlıktır. Diğer yandan kerpiç yapıların mutlaka restore edilmesi geleceğe taşınması önemli bir husustur. Bu aynı zamanda bir yapı kültürünün de taşınmasıdır” ifadelerini kullandı.
ŞEHİRLER SATILIP ALINAN BİR META OLDU
Mimarlar olarak binayı hem kültür hem de güvenli bir yapı olarak algıladıklarını dile getiren Muhcu, şehirlerde betonarmeye indirgenmiş bir yapılaşmanın da olmasının mimariyi bozduğunu aktardı. “Bu anlayışın sonunda şehirlerin pazarlanan ve satılan bir kent” halini aldığını aktaran Muhcu, sözlerini şöyle tamamladı: “Ne kadar yüksek bina yapıyorsan o kadar yüksek para kazanıyorsun. Ne kadar imara yer açıyorsanız o kadar para kazanıyorsunuz. Kamusal alanlar yok oluyor. Günlük yaşamın oluştuğu ortak alanlar yok ediliyor.  Nefes almak yaşanmaz hale getiriliyor. Adeta şehirlerin geleceği en önemlisi ise gelecek nesillerin yaşayacağı doğa betonlaşmaya kurban ediliyor.” 
HASAN AYHAN
 
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.