banner5

'Hemdem Çelebi, yüksek şahsiyetli bir insandı'

Konya Büyükşehir Belediyesi ile Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü’nün ortaklaşa düzenlediği Yaşayan Konya Hafızası İkindi Sohbetlerinde bu hafta Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Farsça Mütercim Tercümanlık ABD Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yakup Şafak tarafından “Postnişin Mehmed Said Hemdem Çelebi” konulu bir konferans verildi.

'Hemdem Çelebi, yüksek şahsiyetli bir insandı'

Konya Büyükşehir Belediyesi ile Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü’nün ortaklaşa düzenlediği Yaşayan Konya Hafızası İkindi Sohbetlerinde bu hafta Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Farsça Mütercim Tercümanlık ABD Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yakup Şafak tarafından “Postnişin Mehmed Said Hemdem Çelebi” konulu bir konferans verildi.

11 Şubat 2018 Pazar 17:39
'Hemdem Çelebi, yüksek şahsiyetli bir insandı'

YÜKSEK ŞAHSİYET SAHİBİ BİR İNSAN

Yrd. Doç. Dr. Yakup Şafak, Hemdem Çelebi’nin hayatıyla ilgili şu bilgileri verdi: “1807 yılında Konya’da dünyaya geldi. Hemdem Çelebi, Hacı Mehmet Emin Çelebi’nin oğludur. Asıl adı Mehmet Said’dir. 8 yaşında iken postnişin olmuş ve bu görevde 45 yıl kalmıştır. Babasının vefatından sonra kendisine vekil ve mürebbî olarak Hasan Emir Dede tayin edilmiştir. Yüksek şahsiyet sahibi olan Hemdem Çelebi devletle bağları olduğu için dergahta bir çok eseri yaptırmıştır. Tarikat disiplinine büyük önem vermiş, tarikat usül ve adabıyla ilgili çalışmalar yapmıştır. Kendisi iyi bir şairdir, Hemdem mahlasıyla şiirler yazmıştır. İlk fotoğraf çektiren Mevlevi’dir” dedi. Emin Çelebi vefatından önce dergâhtaki dervişleri toplayıp vasiyetlerde bulunuyor. Sultan Mahmut’a bir mektup yazarak oğlu Mehmed Said’e hilâfet verip kendi yerine geçirdiğini, zât-ı şâhânelerinin hatt-ı hümâyunla bu görev değişikliğini kabul buyurmalarını rica ediyor. Tayinin onaylanması için yazdığı mektup İstanbul’daki güçlü devlet adamı, Mevlevi Hâlet Efendi"ye ulaştırılıyor. 2.Mahmut’un görevi onaylamasından sonra dergah işlerini yürütmek üzere Ferruh Çelebi görevlendirilmiştir. Şafak, 12 yaşına kadar Sertarîk Hasan Emir Dede’nin manevi terbiyesi altında yetişen Said Çelebi’nin yaşından beklenmedik bir gelişme ve olgunluk gösterdiğini belirterek “Vefatından önce Hasan Emir Dede, Said Çelebi’ye hilâfet verir; dervişlerinden Süleyman Türâbî’ye de hilafet vererek, ‘Yakında Şems-i Tebrizi gibi bir zâtın Konya’ya geleceğini, sohbetinden feyiz almalarını’ tavsiye edip İstanbul’a gider ve kısa süre sonra orada vefat eder. Mürşidinin vefat haberini alan Hemdem Çelebi, büyük bir hâyâl kırıklığına uğrar; fakat bu sırada dergâhın kapısından içeri giren Seyyid Şah İbrahim-i Hindî, Çelebi’nin hücresine girer; başını okşayarak kendisini teselli eder. Süleyman Türâbî misafirler arasında onu görünce mürşidinin tasvir ettiği zâtın, o olduğunu anlar. Seyyid Şah, Hemdem Çelebi’yi bir süre manevî eğitimden geçirir” dedi.

HEMDEM ÇELEBİ’NİN İLMİ YÖNÜ

Yakup Şafak, Hemdem Çelebi’nin ilmi yönü üzerinde durdu: “Said Hemdem Çelebi dinî ilimlerden başka Farsçayı, edebi ve tasavvufî incelikleri, ayinhanlığı ve neyzenliği , hat sanatını da öğrenerek talik hatla Kurân-ı Kerim, Mesnevî, Sultan Veled Divanı ve Gülistan’ı yazmıştır. Bu eserler, halen dergâh kitaplığında bulunmaktadır. İyi bir şair olan Çelebi, Hemdem mahlasıyla bir divançe teşkil edecek kadar Farsça ve Türkçe şiirler söylemiştir. Çelebi’nin “Nice aktâb nice ârif-i billâh gelir /Dergeh-i Pîr’e velî ben gibi hemdem gelmez (Mevlâna’nın dergahına, nice kutuplar, marifet sırrına ermiş nice mana adamları gelir; ama benim gibi bir dost gelmez) beyti dergahta asılıdır. Mevlevîlik tarihiyle ilgilenerek çelebiler şeceresini hazırlamış; usûl ve âdap ile ilgili risale yazmış; Divan-ı Kebir’den seçmeler yapmıştır. Tarikat disiplinine son derece önem veren Hemdem Çelebi, o zamana kadar dergâha vakfedilen, çelebi dairesinde bulunan kitapları toparlayarak kendi vakfettiği kitaplarla birlikte 1854 yılında kurulan kütüphaneye koymuştur” dedi.

1828 yılındaki Osmanlı-Rus Savaşı’na katılmak üzere Çelebî bir derviş grubunu İstanbul’a göndermiştir. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa anlaşmazlığa düştüğü Osmanlı üzerine oğlu İbrahim Paşa komutasında 32 kişilik bir ordu gönderiyor. 1832 yılında oğlu İbrahim Paşa kumandasındaki ordu Konya’ya gelince Hemdem Çelebi Konya’yı terk ederek Afyon’a gidiyor. Padişaha bağlılığını bildiriyor ancak İbrahim Paşa’nın yakınlarını öldürme tehdidi üzerine Konya’ya geri dönmek zorunda kalıyor. Padişaha özrünü belirttikten sonra padişahtan çeşitli ihsanlar alıyor. Şafak, Hemdem Çelebi’nin çocukları Mahmud Sadreddin, İbrahim Fahreddin , Mustafa Safvet ve Abdülvahid Çelebiler dergâhta görev yapmışlardır. Dergâhın son postnişini Hemdem Çelebi’nin torunu Abdülhalim Çelebi olduğunu belirtti. 159 yıl önce 52 yaşında vefat eden Hemdem Çelebi’yi rahmetle anıyoruz.

Konya Eski milletvekillerinden Hüseyin üzülmez, SÜ Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Temizel, Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Güçlü, Araştırmacı Yazar Av. Serdar Ceylan, Konya Büyükşehir Belediyesi Garajlar Müdürü Ömer Lütfi Ersöz, Aliya İzzet Begoviç Kültür Sanat ve Eğitim Derneği Başkanı  İbrahim Günay, Koyunoğlu Müze ve Kütüphane Müdürü Hasan Yaşar’ın da katıldığı program sonunda Yrd. Doç. Dr. Yakup Şafak’a Konya Eski Milletvekili Mustafa Kabakcı tarafından günün anısına hediye takdim edildi.

HABER MERKEZİ 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner46