Tarihimiz o kadar şanlı zaferlerle dolu ki; hepsi ayrı bir film olur. Malazgirt Zaferi, Kosova Zaferi, Niğbolu, Mohaç, Çanakkale ve daha niceleri. Bugüne kadar yapılan sinema filmleri saçma sapan dövüş sahnelerinden ileri gitmedi. Cüneyt Arkın’ın oynadığı Malkoçoğlu karakteri kabak tadı vermişti. Muhteşem Yüzyıl isimli rezil diziyle şanlı Osmanlı tarihini hareme sıkıştırdılar.
1 hafta önce vizyona giren Fetih 1453 ise şimdi izlenme rekorları kırıyor. Biz de önceki gün akşam Meram Belediye Başkanı Serdar Kalaycı’nın daveti üzerine Fetih 1453’ü izlemeye gittik. Tüm Konya basını sinemaya davetliydi. 3 saatlik film izlenmeye değdi. Film, Peygamberimizin İstanbul’un fethi ile ilgili hadisle başlamıştı. Böylece fethin geçmişine ve dini boyutuna atıfta bulunulmuştu. Bu yönüyle yapımcıyı takdir etmek lazım. Fakat filmde Osmanlı Sarayı’ndaki kadınların Avrupai giyim tarzı filme hiç yakışmamış. Günümüzde bile öyle dekolte giyilmiyor. Çoğu Avrupa ülkesinde böyle dekolte yok. Nedense Osmanlı ile ilgili yapılan her filmde böyle absurd sahnelerin yer alması hiç de hoş değil.
***
Öte yandan filmdeki Ulubatlı Hasan karakteri Fatih Sultan Mehmet’in önüne geçmiş. İstanbul’u sanki Fatih değil de Ulubatlı Hasan fethetmiş gibi olmuş. Tarih kitaplarında Ulubatlı Hasan’ı surlara bayrağı diken bir asker olarak tanıdık. Fakat filmde bu kadar ön plana çıkması, paşaların hatta Fatih’in bile önüne geçmesi çok şaşırtıcı. Ulubatlı Hasan karakterinin Macar top ustası Urban’ın manevi kızı Era ile olan ilişkisinin magazinleştirilmesi filmi gölgelemiş. Günümüzde bile böyle bir şeyin yaşanması kabul edilemezken 5 asır önce hayal bile edilemezdi. Osmanlı akıncıları nedense her filmde kadın avcısı olarak gösteriliyor. Her filmde olduğu gibi bu filmde de bir olayı aşka hatta cinselliğe kadar getirmişler. Filmin bu yönü Muhteşem Yüzyıl filminden alıntı gibi olmuş. Ulubatlı Hasan ile Cenevizli şövalyenin dövüş sahnesi de bir yerlerden alıntı. Yine de güzel olmuş.
***
Öte yandan filmin Bizans tarafı ise gayet gerçekçiydi. Özellikle Ortodoks ve Katolik kiliseleri arasındaki çatışmaya çok iyi vurgu yapılmış. Ortodokslar ile Katolikler arasındaki tarihi düşmanlık günümüzde bile devam ediyor. Katoliklerin, Ortodokslar üzerindeki baskılar ve zulümlerin yanı sıra Osmanlı’nın hoşgörüsüne dikkat çekilen bir film olmuş. Askerlerin fedakarlıkları, gemilerin karadan yürütülmesi, namaz sahnesi oldukça etkileyiciydi. Yine Fatih’in Ayasofya’da Rumlarla diyaloğu da güzeldi. Rumlara dinlerini özgür bir şekilde yaşayabilme imkanı tanıyan Fatih, Osmanlı’nın engin hoşgörüsünü ve Latinlerle Türklerin farkını ortaya koyuyordu.
***
17 milyon dolarlık bütçesi ile Fetih 1453 güzel bir film olmuş. Eksikleri de olsa, kusurları da olsa ilerisi için yeni filmlere yol gösterecektir. Daha iyisi yapılabilinir miydi? Bence yapılabilinirdi fakat yine de yıkıcı eleştiri yapmamak lazım. Filmi kısaca özetlemek olursa, filmi beğendim fakat çok da etkilenmedim. Yıllar önce Özhan Eren’in yaptığı 120 filmini etkileyici diyaloglarıyla ve sahneleriyle çok beğenmiştim. Fetih 1453 filminin yapımında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. İleride 1389 Kosova, 1526 Mohaç, 1571 Kıbrıs, 1683 Viyana, 1915 Çanakkale, 1916 Sarıkamış, 1974 Kıbrıs filmleri yapılırsa çok güzel olur. Tarihimizde o kadar zafer varki hepsi ayrı bir film konusu. Böyle sosyal bir etkinlik düzenlediği için Meram Belediye Başkanı Serdar Kalaycı’ya teşekkür ediyorum.
1 hafta önce vizyona giren Fetih 1453 ise şimdi izlenme rekorları kırıyor. Biz de önceki gün akşam Meram Belediye Başkanı Serdar Kalaycı’nın daveti üzerine Fetih 1453’ü izlemeye gittik. Tüm Konya basını sinemaya davetliydi. 3 saatlik film izlenmeye değdi. Film, Peygamberimizin İstanbul’un fethi ile ilgili hadisle başlamıştı. Böylece fethin geçmişine ve dini boyutuna atıfta bulunulmuştu. Bu yönüyle yapımcıyı takdir etmek lazım. Fakat filmde Osmanlı Sarayı’ndaki kadınların Avrupai giyim tarzı filme hiç yakışmamış. Günümüzde bile öyle dekolte giyilmiyor. Çoğu Avrupa ülkesinde böyle dekolte yok. Nedense Osmanlı ile ilgili yapılan her filmde böyle absurd sahnelerin yer alması hiç de hoş değil.
***
Öte yandan filmdeki Ulubatlı Hasan karakteri Fatih Sultan Mehmet’in önüne geçmiş. İstanbul’u sanki Fatih değil de Ulubatlı Hasan fethetmiş gibi olmuş. Tarih kitaplarında Ulubatlı Hasan’ı surlara bayrağı diken bir asker olarak tanıdık. Fakat filmde bu kadar ön plana çıkması, paşaların hatta Fatih’in bile önüne geçmesi çok şaşırtıcı. Ulubatlı Hasan karakterinin Macar top ustası Urban’ın manevi kızı Era ile olan ilişkisinin magazinleştirilmesi filmi gölgelemiş. Günümüzde bile böyle bir şeyin yaşanması kabul edilemezken 5 asır önce hayal bile edilemezdi. Osmanlı akıncıları nedense her filmde kadın avcısı olarak gösteriliyor. Her filmde olduğu gibi bu filmde de bir olayı aşka hatta cinselliğe kadar getirmişler. Filmin bu yönü Muhteşem Yüzyıl filminden alıntı gibi olmuş. Ulubatlı Hasan ile Cenevizli şövalyenin dövüş sahnesi de bir yerlerden alıntı. Yine de güzel olmuş.
***
Öte yandan filmin Bizans tarafı ise gayet gerçekçiydi. Özellikle Ortodoks ve Katolik kiliseleri arasındaki çatışmaya çok iyi vurgu yapılmış. Ortodokslar ile Katolikler arasındaki tarihi düşmanlık günümüzde bile devam ediyor. Katoliklerin, Ortodokslar üzerindeki baskılar ve zulümlerin yanı sıra Osmanlı’nın hoşgörüsüne dikkat çekilen bir film olmuş. Askerlerin fedakarlıkları, gemilerin karadan yürütülmesi, namaz sahnesi oldukça etkileyiciydi. Yine Fatih’in Ayasofya’da Rumlarla diyaloğu da güzeldi. Rumlara dinlerini özgür bir şekilde yaşayabilme imkanı tanıyan Fatih, Osmanlı’nın engin hoşgörüsünü ve Latinlerle Türklerin farkını ortaya koyuyordu.
***
17 milyon dolarlık bütçesi ile Fetih 1453 güzel bir film olmuş. Eksikleri de olsa, kusurları da olsa ilerisi için yeni filmlere yol gösterecektir. Daha iyisi yapılabilinir miydi? Bence yapılabilinirdi fakat yine de yıkıcı eleştiri yapmamak lazım. Filmi kısaca özetlemek olursa, filmi beğendim fakat çok da etkilenmedim. Yıllar önce Özhan Eren’in yaptığı 120 filmini etkileyici diyaloglarıyla ve sahneleriyle çok beğenmiştim. Fetih 1453 filminin yapımında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. İleride 1389 Kosova, 1526 Mohaç, 1571 Kıbrıs, 1683 Viyana, 1915 Çanakkale, 1916 Sarıkamış, 1974 Kıbrıs filmleri yapılırsa çok güzel olur. Tarihimizde o kadar zafer varki hepsi ayrı bir film konusu. Böyle sosyal bir etkinlik düzenlediği için Meram Belediye Başkanı Serdar Kalaycı’ya teşekkür ediyorum.
73 defa okundu...









MURAT GÖRMEN
ŞENAY HOCA
MERVE KOÇ
YASEMİN ESLEM YILMAZ











