Biz kimiz biliyor musunuz? Biz; dindar bir gençlik yetiştirmeye çalışan ama aynı zamanda da çağdaş, modern bir toplum olmak için çırpınan, fakat batı özentisi olmaktan da vazgeçemeyen bir toplumuz. Ye kürküm ye hesabı; “Sosyalistim” diyeni içeri atar, “Kapitalistim” diyeni ayakta alkışlarız. Kim ne derse desin biz; kimliğini, benliğini yitirmiş kimliksiz ve yalnız kitleler yığınıyız sadece. Bu tezime güncel bir örnek vermek istiyorum; Sevgililer Günü! Böyle bir saçma gün için haftalar öncesinden hazırlanır, hediyelerle boğuşuruz. Çeşitli ürünlerin kampanyalarına aldanır, kapitalist güçlerin ekmeğine yağ süreriz. İşte biz buyuz! Daha vahim bir ifadeyle belirtmek istiyorum aslında biz; kapitalizmin kurbanı sosyalizmin düşmanıyız. Dünden bugüne böyle geldik böyle gidiyoruz. Zira tüm dünyada da durum böyle. Zayıf halkları sömürmesini iyi bilen, ekonomisi güçlü olan “Lider Devlet” ünvanını alıyor ve bizlerde onların emirleriyle hareket ediyor, onların verdiği talimatlarla ilerliyoruz. Sevgililer günü, Noel gibi bu kapitalist zengin güçlerin ortaya attığı zırvalıklarla uğraşıyoruz: “Nedir bu sevgililer günü kardeşim, sevene her gün özel gün” diyemiyoruz. Oysaki bu yalnızca ticari bir gün. Hep söylerim ya gelenek ve ananelerimizi yok ediyorlar diye, işte bu da oyalama ve uyuşturma politikalarından biri sadece. Gerçekten farkında değil miyiz tüm bunların?
Biz farkında değiliz. Uyuşmuş beyinlerimizle alkış tutarken bu zırvalıklara, farkında olanlar da var elbet. İşte tamda bu noktada sosyalistler giriyor devreye. Onlar bunların farkında fakat biz sevmeyiz onları. Bırakın sevmeyi, isimlerini bile telaffuz etmekten kaçınırız. Neden bugüne kadar hep sosyalistlere düşman olduk? Ve neden sosyalistlerin hayat felsefelerini anlamaya çalışmadık hiç birimiz? Oysaki onlar diğerleri gibi bireysel kar için değil, ortaklaşa yarar için çaba gösterirler. Onlar, kumaşı para kazanmak için değil, insanlara giysi sağlamak için yaparlar. Sosyalistlere karşı hep bir önyargı besledik içimizde; anarşist dedik, tutukladık, işkence ettik, dövdük, sövdük ve türlü eziyetlere maruz bıraktık. Onlara tüm bunları yaparken diğerlerine ne yaptık dersiniz? Kapitalizmin uşaklarını ayakta alkışladık: “Helal olsun” dedik. “Yaşa, ne güzel yaptın” dedik. Ezilmişleri atarken çöpe, zenginliklerine her geçen gün biraz daha zenginlik katanları hep en ön sıralara yerleştirdik. Bu düzene başkaldıranların ise başlarını ezdik: “Sus, isyan etme, çalış ekmeğini kazan“ dedik. Bu şekilde ilerleyemediğimiz gibi (bakmayın ilerlemiş gibi gösterdiklerine...) her geçen gün daha da geriledik. Yalanlar ve yanlışlar içerisinde boğulmaya devam ediyoruz. Kapatmışız gözlerimizi, çekmişiz birer perde önümüze üç maymunu oynuyoruz. İyi de kardeşim nereye kadar? Sorun bakalım hepiniz bunu kendinize, nereye kadar!
Biz farkında değiliz. Uyuşmuş beyinlerimizle alkış tutarken bu zırvalıklara, farkında olanlar da var elbet. İşte tamda bu noktada sosyalistler giriyor devreye. Onlar bunların farkında fakat biz sevmeyiz onları. Bırakın sevmeyi, isimlerini bile telaffuz etmekten kaçınırız. Neden bugüne kadar hep sosyalistlere düşman olduk? Ve neden sosyalistlerin hayat felsefelerini anlamaya çalışmadık hiç birimiz? Oysaki onlar diğerleri gibi bireysel kar için değil, ortaklaşa yarar için çaba gösterirler. Onlar, kumaşı para kazanmak için değil, insanlara giysi sağlamak için yaparlar. Sosyalistlere karşı hep bir önyargı besledik içimizde; anarşist dedik, tutukladık, işkence ettik, dövdük, sövdük ve türlü eziyetlere maruz bıraktık. Onlara tüm bunları yaparken diğerlerine ne yaptık dersiniz? Kapitalizmin uşaklarını ayakta alkışladık: “Helal olsun” dedik. “Yaşa, ne güzel yaptın” dedik. Ezilmişleri atarken çöpe, zenginliklerine her geçen gün biraz daha zenginlik katanları hep en ön sıralara yerleştirdik. Bu düzene başkaldıranların ise başlarını ezdik: “Sus, isyan etme, çalış ekmeğini kazan“ dedik. Bu şekilde ilerleyemediğimiz gibi (bakmayın ilerlemiş gibi gösterdiklerine...) her geçen gün daha da geriledik. Yalanlar ve yanlışlar içerisinde boğulmaya devam ediyoruz. Kapatmışız gözlerimizi, çekmişiz birer perde önümüze üç maymunu oynuyoruz. İyi de kardeşim nereye kadar? Sorun bakalım hepiniz bunu kendinize, nereye kadar!
269 defa okundu...









MURAT GÖRMEN
ŞENAY HOCA
MERVE KOÇ
YASEMİN ESLEM YILMAZ











