Geleceğin iletişimlerini yetiştiren ve ülkemizde az sayıda bulunan iletişim fakülteleri maalesef birçok yönden yetersiz bulunuyor. İletişim fakültesi sayısı az, öğrenciler bu fakülteyi bilinçli tercih etmiyor, iletişim fakültesi mezunlarının kıymeti bilinmiyor gibi tartışmalara girmeyeceğim eyvallah, ama bazı konuları da göz ardı edersek iletişim fakültelerine büyük haksızlık etmiş oluruz. İşte bu yüzden ben bu konuda susmamayı tercih edip iletişim fakültelerinin destek buldukça, çok daha iyi yerlerde olacağına inanıyorum. Ülkemizde az sayıda iletişim fakültesi olmasından konuya girersek, aslında bunun bir avantajı var. Sayısı az olunca haliyle diğer fakültelere göre daha az mezun veriyor ve iş konusunda fazla rekabet ortamı oluşturmuyor. Eee bir de açıkta kalma olayı var. Binlerce öğretmen atanamıyorken, bir de o kadar iletişimcinin yığıldığını düşünün, ne olacak bu ülkenin hali? Gerçek şu ki gün geçtikçe iletişim fakültelerinin sayıları artıyor ve böylece mezunlara iş imkânı artıyor. Böyle olması iyi, güzel de, peki ortada kalan o kadar iletişimci ne olacak? İletişim liseleri, iletişimci eğitmenlere ihtiyaç duyduğu halde ve medya-okuryazarlığı dersinin, ilköğretim kurumlarında seçmeli ders haline getirilmesine rağmen, hala iletişim fakültelerine formasyon verilmiyor! Bu haksızlık değil mi? Fen, Edebiyat fakültelerinde bile verilirken, neden iletişim fakültesi geri planda kalıyor? Kafalarda soru işareti bırakıyor. İletişim fakültelerine gereğinden fazla kontenjan ayrılması taraftarı değilim, bunun ben de yanlış olduğunu düşünüyorum ama beni rahatsız eden durum; o kadar kontenjan açılmasına rağmen, formasyon verilmemesi… Hâlbuki iletişim liselerindeki öğrencilerin, uzman iletişimcilerin elinden eğitim alması, hem verim getirir hem de bu ülkede bir dengeleyicilik unsuru olur. Üniversite sınavını kazanıp da bilinçsiz bir şekilde, rasgele iletişim fakültesini tercih listesine ekleyip de elini kolunu sallaya sallaya gelen öğrencilerin hatası ise; sevmediği bir bölümde yapamayacağını bilmemeleri ve işin ileri boyutunu düşünmemeleridir. Çünkü iletişim fakülteleri mezun olduğun zaman, işsiz kalma ihtimalini göze alarak gelinilen fakültelerdir ve okurken kendini geliştiremezsen iyi bir yerlere gelemezsin. Sonuçta medya her zaman üretken adam ister ve işine gelmediği zaman kapının önüne koymaktan hiç çekinmez. Bir de özel sektöre girer, devlet gibi güvence altında almaz seni. Bu ihtimalleri de düşünerek hazır devlet demişken, devletin bu konuda iletişim fakültelerine destek olmasının şart olmasını düşünüyorum artık. Ülkemizin doktora, avukata, memura, siyasetçiye ihtiyacı olduğu kadar iyi iletişimciye de ihtiyacı var, hem de fazlasıyla… Her şey iletişimle başlar ve iletişimle son bulur! İletişim fakültelerine sahip çıkıldığı takdirde ve yenilikler getirildiği sürece, bir yandan iletişimciler mağdur olmayacak bir yandan da ülkemiz daha iyi yerlere gelecektir. İletişim fakültelerinin hak ettiği yerde olması dileğiyle yazımı sonlandırıyorum…
257 defa okundu...









MURAT GÖRMEN
ŞENAY HOCA
MERVE KOÇ
YASEMİN ESLEM YILMAZ











