28 Şubat darbesi her yıl olduğu gibi bir kez daha hatırlandı ve yıllar geçse de hatırlanmaya devam edecek. Kimler tarafından, neden ve nasıl yapıldığı, uygulanan zulümler ve ortaya çıkan tahribatları bir bir gün yüzüne çıkarak ortaya seriliyor. Sesini duyurabilen herkes maruz kaldıkları adaletsizliği ve çaresizliği adeta haykırıyor. Bu haykırış yaşanılan acıların dillendirilmesi, incitilen, örselenen ve zulme maruz bırakılan sessiz yığınların hissiyatlarına tek tek tercüman oluyor.

En çok sinir bozan ve hepimizi üzen ise; birilerinin hala gönül rahatlığı ile 28 Şubat zulmünü görmezden gelerek yok sayması. Evet, 28 Şubat dindar bir toplumun kesimlerinin sistematik bir aşağılanmaya tabi tutulmasından başka bir şey değildi. Bunu görmezden gelmek, bu milletin hafızasını, acılarını yok saymaktır. En acısında bir kez daha adam yerine koymamaktır.

Tıpkı FETÖ’de olduğu gibi 28 Şubat’ta dışarıdan gelen bir emir ile yapıldı. Sömürgecilerin buyruklarından biriydi 28 Şubat darbesi. Yapanlar ise emperyalizme uşaklık edenlerin ta kendileriydi. Emperyalistlerle işbirliği yaparak sıradan Müslümanlara saldırmışlar, sonrasında ise gerçek düşmanlarla işbirliği yapıp dindar insanları ötekileştirmişlerdi.

Artık sadece 28 Şubat hatırlanmıyor. Onunla yüzleşme isteği de artık gür bir sesle dile getiriliyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, dört gün önce Cezayir’de 28 Şubat’la hesaplaşma anlamında şu ifadeleri kullandı: Sendikalar, medya, iş dünyası... O dönem 'Beşli Çete' mi ne diyorlardı? O süreçte neler yapıldığını benden çok daha iyi biliyorsunuz. Ama bunlara hiç mi hiç dokunulmadı şu ana kadar. Tamamen es geçildi. Bizim tek arzumuz, adaletin tecelli edilmesidir. O zaman verilmiş kararlarla mağdur oldukları için haklarını arayan insanlar var. Bedel ödemesi gerekenler buyursunlar bedelini ödesinler. O süreçte, köşelerinden çok rahat, indirenler bindirenler vardı. Bizim muhtarlığımıza kadar uğraşanlar vardı. Biz adaletin tecellisinden başka bir şey istemiyoruz. Nitekim hak geç de olsa tecelli ediyor. İnanıyorum ki yargı, adalet beklentisi içinde olan mağdurların haline çare olacaktır..." Erdoğan bir kez daha milletin ve vicdanın sesi olarak bizlere bir çağrıda bulundu. Yargıyı da bu hesaplaşmayı çok daha kapsamlı biçimde yapmaya davet ediyor.

Evet, dönemin darbeci askerleri yargılanıyor. Ancak 28 Şubat sadece asker eli ile yapılmadı. Kimlerin eli var kimler arkasında hepsini eski gazete arşivlerinden rahatlıkla görebilirsiniz. Açık açık bir nesile ve bir kesime kıyım projesiydi 28 Şubat. Hedef kesinlikle her zaman olduğu gibi Türkiye’ydi. Nitekim bin yıl sürecek denilen şey bir yıl bile sürmedi…